Diyar-i Türk

İsterlerse hükümeti yıkarlar..!

Kosova’da 12 Haziran’da bir seçim yaşandı. Yaşanan seçimlerin ardından uzun süren pazarlıklar yapıldı ve 120 sandalyeli parlamentodan yamalı bohça bir hükümet çıktı. ‘Yamalı bohça’ diyorum çünkü durum aynen bu! Peki, neden yamalı bohça? Seçimlere mevcut Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ve mevcut Başbakan Ramush Haradinaj’ın partisi ittifak yaparak girdi ve Haradinaj’ı başbakan adayı olarak gösterdi. Ancak seçimlerin […]

Bu Haber 06 Kasım 2017 - 4:18 'de eklendi ve 790 kez görüntülendi.

İsterlerse hükümeti yıkarlar..!

Kosova’da 12 Haziran’da bir seçim yaşandı. Yaşanan seçimlerin ardından uzun süren pazarlıklar yapıldı ve 120 sandalyeli parlamentodan yamalı bohça bir hükümet çıktı.

‘Yamalı bohça’ diyorum çünkü durum aynen bu!

Peki, neden yamalı bohça?

Seçimlere mevcut Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ve mevcut Başbakan Ramush Haradinaj’ın partisi ittifak yaparak girdi ve Haradinaj’ı başbakan adayı olarak gösterdi. Ancak seçimlerin sonucunda bu ittifak 61’i bulamadı ve diğer partilerin kapısını çaldı.

İsterseniz size biraz Kosova parlamento yapısından bahsedelim;

Kosova Anayası’sına göre 100 Arnavut değişik partilerden milletvekili seçilirken, geriye kalan 20 milletvekili ise nüfusa göre azınlıklara dağıtılıyor ve bu azınlıkların partilerinden aday olanlarda bu kontenjanlardan vekil seçiliyor. Örneğin Sırpların 10, Türklerin ise 2 vekil hakkı var.

12 Haziran’da yapılan seçimlerde, Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ve Meclis Başkanı Kadri Veseli’nin partisi PDK, Başbakan Ramush Haradinaj’ın partisi AAK ve Nisma’dan oluşan PAN ittifakı 39 milletvekili çıkartırken, Vetvendosje Hareketi 32 ve bir önceki Başbakan İsa Mustafa’nın Partisi LDK’nın başını çektiği, LDK-AKR – Alternativa koalisyonu ise 29 milletvekili ile mecliste yerini aldı.

Ortaya çıkan bu tablonun ardından aylar süren görüşmeler sonucunda, seçimin galibi PAN ittifakı ilk önce azınlıklarla anlaştı. Hatta Sırp bloğuna 3 bakanlık verildi ancak bu da yetmedi. Haradinaj bunun üzerine, LDK-AKR – Alternativa koalisyonunda 4 milletvekili bulunan ve daha önce yaklaşık 3 ay ülkenin cumhurbaşkanlığını da yapan dolar milyarderi Behcet Pacolli’ye 4 bakanlık verdi. Ancak o 4 vekilin ikisi bakan olduğu için, bugün AKR’nin mecliste yalnızca iki sandalyesi var. Pacolli bugün kendisi de Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı. İşte böyle bir tabloda, bu kadar tavize rağmen hükümet yalnızca 62 oyla güvenoyu alabildi, hatta bu sayı bütçe oylamasında 61’e düştü.

Buraya kadar Kosova siyasetinin kısa bir analizini yaptık. Ancak bizi ilgilendiren olayın Türk Toplumu boyutu. Gelelim asıl konumuza;

12 Haziran seçimlerinde, Kosova Türk Toplumu adeta bir devrim yaptı. İki Türk partisinden 53 adayın yarıştığı seçimlerde( Kosova’da tercihli sistem var, bir seçmen 5 tercih yapabiliyor ve en fazla tercih alan 2 isim Kosova Anayasasına göre Türklere ayrılan 2 sandalyeye oturuyor) biri ülkenin tek Türk bakanı, diğeri ise tek Türk belediye başkanı olan iki genel başkanı adeta sandığa gömdü ve başta Türkiye olmak üzere, Kosova ve Kosova Türkleri dostlarına ‘Biz artık bunları istemiyoruz, lütfen bunları tepemizden alın’ mesajı verdi.

Ancak ne yazık ki 22 Ekim’deki yerel seçimlere kadar bu mesajı Türkiye ve diğerleri okumadı, o zamanda Mamuşa seçmeni; “Kurt’a sormuşlar, neden ensen kalın diye, o da kendi işimi kendim görürüm demiş” felsefesini uyguladı ve kendi temizliğini kendi yaptı.

Peki ya diğeri?

O halen kafasına göre takılıyor!

Çünkü milletin yetki verdiği, “Benin FİKRİM sensin, gereğini yap” mesajını verdiği isimler ne taban nezdinde, ne de Türkiye nezdinde gereğini yapmıyor. Kosova Türk Toplumu gerçekten enteresan bir süreç yaşıyor. Kaybeden kral gibi geziyor, kazanan da bu duruma sessiz kalıyor!

22 yıllık meslek hayatımızda gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve izlediklerimiz bize bir fikir verdi; şayet milletten aldığın desteği kullanamazsan, o millet ilk fırsatta seni de yok eder ve kendine yeni limanlar arar. Bugün; Sayın Recep Tayyip Erdoğan girdiği her seçimden oy artırarak zaferle çıkıyorsa bunun tek bir nedeni var; o da milletin sesine kulak vermek, gerektiğinde de mağdurların ve mazlumların desteğini arkasında hissederek tüm dünyaya meydan okumak..!

Daldan dala atlıyor, ancak değinmeden de edemiyoruz.

Defalarca yazdık, çizdik, dile getirdik. “KENDİ ÇOCUKLARINA TÜRKÇE EĞİTİM ALDIRMAYAN, ANCAK SENELERDİR TÜRKLERİN OYLARIYLA BAKAN YARDIMCILIĞI KOLTUĞUNDA OTURAN İNSANLARIN YAPACAĞI ÇALIŞMALARLA TÜRKÇE KURTULMAZ VE YAŞAMAZ” dedik!

Kaldı ki bu isim, Türkiye devletinin FETÖ ile mücadelede milad olarak kabul ettiği 17-25’ten sonra bile çocuklarını FETÖ okullarından almayan, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra almak zorunda kalan bir isim. Ve bu isim bugün; Kosova Türklerini parlamentoda temsil eden KDTP Genel Başkanı ve Merkez Yönetiminin çoğunluğunun oyuyla yeniden bakan yardımcısı olarak öneriliyor. İşin garip tarafı buna şiddetle karşı çıkan 2 isim ise, 120 sandalyeli parlamentoda 62 oy ile güvenoyu alan hükümete ‘evet’ diyen iki isim…!

Bizim için asla sürpriz değil!

Neden mi?

15 Temmuz gecesini hatırlıyorum; O gece Kosova’dan birkaç kendini bilmez emperyalizim uşağı, Türkiye’deki Kosovalılara FETÖ’nün yanında yer alma çağrısı yapmış, Sayın Büyükelçimiz ise olaya en kararlı ve en şiddetli şekilde cevabını vermişti. İşte biz o anda, en ufak ihtiyaçlarında Türkiye’ye koşan, her fırsatta ‘ana ülkem’ edebiyatı yapan siyasileri ve üç-beş kişi bir araya gelip kurulan derneklerle Türkiye’den nemalanan tipleri meydanlarda görürüz diye düşünmüştük. Ancak saatler ilerledikçe bu beklentilerimizin ne yazık ki beyhude olduğunu gördük.

Prizren’deki Türkiye Başkonsolosluğunda Türk Milletvekilleri Fikrim Damka ve Müferra Şinik’in yanında yalnızca, gerçekten Türkiye’yi ana ülke olarak gören, “Türkiye yoksa bizde yokuz, bize de burada rahat yok” diyen gerçek Türkiye sevdalısı, Türk, Arnavut, Boşnak, Rom kardeşlerimiz vardı. (Mesela o iki Türk partisi başkanı yoktu) Biz değerli ağabeyim Zeki Çalışkan ile birlikte kamuoyu yaratmaya, ülkemize ve büyükelçimize destek için bir şeyler yapmaya çalışırken; “Biz yarın 50 STK ortak açıklama yapacağız” diye bize mesaj yazıp, bir gün sonra da; “Biz bir araya geldik ama kimse deklerasyona imza atmaya cesaret edemedi” şeklinde bize ikinci mesajı yazanların bugün, Türkiye Cumhuriyeti yöneticileriyle birlikte buluşma günleri filan yaptığını görünce tek kelime ile nutkumuz tutuluyor.

Şimdi buradan nereye geleceğiz?

15 Temmuz’dan bu yana bir takım tipler ortaya çıktı, Türkiye’deki FETÖCÜ Belediye Meclis Üyelerini bile yazmaya cesaret edemeyen bir takım yazarcıklar; Türkiye’deki yalama siyasetçilerin çocuklarını FETÖ okullarına yazdırmak için sıraya girdiği günlerde çocuklarına; devlet okullarından başka bir okulda eğitim aldırmayan Kosova’daki bazı siyasetçileri ve darbe gecesi hainlere ve destekçilerine karşı tek başına göğüs geren büyükelçimizi hedef aldı. Aslında onların amacı,’ tavşana kaç, tazıya tut’ idi…!

Tabi bu noktada iğneyi kendimize, çuvaldızını ise kendimize batırmalıyız!

Neden mi?

Türkiye olarak dostlarımızdan ve kardeşlerimizden FETÖ ile mücadelede yanımızda olmalarını istiyoruz. Peki, biz üzerimize düşeni ne kadar yapıyoruz? Mesela, Kosova’da yakalanan ve FETÖCÜ olduğu iddia edilen şahısın iadesini, ülkedeki FETÖCÜ okulların ve şirketlerin kapatılmasını isterken, FETÖ ile mücadelede milad kabul edilen 17-25’ten yaklaşık 2 yıl sonra, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından çocuklarını FETÖ okullarından almak zorunda kalan şahısın yeniden bakan yardımcısı olmaması için ne yapıyoruz?

15 Temmuz gecesi ortalıklarda gözükmeyen, ancak darbenin 1’inci yıldönümünde konsolosluk öndeki anma törenlerinde en ön saflarda yerini alan ve bugün, o şahsı bakan yardımcısı yapmak için bir yerlerini yırtan, toplumunun istemediği o genel başkana ne gibi yaptırımlar uyguluyoruz? En ufak bir ilgisi olmayan insanları FETÖ’cü olmakla suçlayan yazarcıklar neden bu duruma sessiz kalıyor? Peki, masum insanları FETÖCÜ olmakla suçlayan yazarcıkların dostlarının, gerçek FETÖCÜ’lerin seçim bölgelerinde blok oy almaları tesadüf olabilir mi?

RAMUSH HARADİNAJ’A DA TAVSİYEM, YAĞCILAR’I DİKKATE ALMAMASI. ÇÜNKÜ 62 OYLA GÜVENOYU ALAN HARADİNAJ HÜKÜMETİNE DESTEK VEREN MÜFERRA ŞİNİK VE FİKRİM DAMKA DİYOR Kİ; “ BİZ 15 TEMMUZ GECESİ TÜRKİYE BAŞKONSOLOSLUĞU ÖNÜNDEYDİK, NE BİZİM BAKAN, NE DE ONUN BAKAN YARDIMCISI ADAYI O GECE ORADA YOKTU.  BİZ FETÖCÜ BİR BAKAN YARDIMCISI İSTEMİYORUZ…”

Hadi şimdi yazın, konuşun, iftira atın utanmazlar;

Sizin ‘FETÖCÜ’ dediğiniz gerçek Türkiye sevdalıları, Kosova’da bakan değil hükümet düşürmek üzereler

Son olarak şunu söyleyelim;

İNSANLARIN ELİNE TARİH YAZMAK İÇİN BİR KEZ FIRSAT GELİR….

Ben olsam FİKRİM DAMKA  ve MÜFERRA ŞİNİK’in yerine şunu yaparım; TÜRKİYE İLE DİYALOĞA GEÇER, KARTLARI AÇIK OYNARIM..! ÇÜNKÜ BİR FETÖCÜ’yü BAKAN YARDIMCISI YAPACAK KADAR UÇMUŞ VE AYNI ZAMANDA BİTİK YAĞCILAR’DA, KILPAYI GÜVENOYU ALMIŞ RAMSUH’DA SİZİN RESTİNİZİ GÖREMEZ..!

YANİ SİZİN ANLAYACAĞINIZ; “İSTEYEN  FEÖTÖ HÜKÜMETİ YIKTI DİYEBİLİR, İSTEYEN DE ŞİNİK-DAMKA İKİLİSİ…..”

 

 

 

BENZER HABERLER
YORUM YAPMAK İSTERMİSİNİZ?(Yorum Yok)

Diyar-i Türk
sosyalsosyalsosyalsosyalsosyalsosyal