Diyar-i Türk

Bulgaristan’daki Türk ve Müslümanlara Üvey Evlat Muamelesi

İnsanı insan yapan,ona bir kimlik ve ruh kazandıran vazgeçilmez değerleri vardır.Zaten insanı diğer canlılardan ayıran ve üstün kılan da bu özellikleridir.Bunları;din, dil, ırk ve kültür olarak bir çırpıda sıralayabiliriz. Dünyanın neresinde olursan ol, bu değerlerini yaşatırsın. Bazen hayat sana öyle bir yerde gözlerini açtırır ki, bu değerlerini yaşatmak için kelimenin tam anlamıyla savaşırsın.Hele bir de, […]

Bu Haber 23 Şubat 2016 - 21:16 'de eklendi ve 1483 kez görüntülendi.

Bulgaristan’daki Türk ve Müslümanlara Üvey Evlat Muamelesi

İnsanı insan yapan,ona bir kimlik ve ruh kazandıran vazgeçilmez değerleri vardır.Zaten insanı diğer canlılardan ayıran ve üstün kılan da bu özellikleridir.Bunları;din, dil, ırk ve kültür olarak bir çırpıda sıralayabiliriz. Dünyanın neresinde olursan ol, bu değerlerini yaşatırsın. Bazen hayat sana öyle bir yerde gözlerini açtırır ki, bu değerlerini yaşatmak için kelimenin tam anlamıyla savaşırsın.Hele bir de, bir ülkede azınlık olarak yaşarsan hayat senin için her bakımdan zordur.

Demokrasi nedir?

Demokrasi toplumun tüm fertlerine; siyasi, ekonomik, dini, kültürel hakları eşit olarak veren bir yönetim şeklidir. Yasal eşitlik, özgürlük ve hukukun üstünlüğü demokrasinin en önemli unsurlarıdır.

Bildiğiniz gibi Bulgaristan 1990 yılında demokrasi rejimine geçiş yaptı, 2007 yılında ise Avrupa Birliği üyesi oldu. Ancak evrensel demokrasi kurallarını ya da AB normlarını bir türlü tam anlamıyla uygulayamadı

Az önce de ifade ettiğimiz gibi,demokrasinin insan haklarına saygılı olmak, özgürlükleri savunmak, eşitlikçi ve uzlaşmacı olmak,en önemlisi de hukuk devleti anlayışını savunma özellikleri vardır.

Ancak özgürlük ve demokrasi söylemlerini kimseye bırakmayan Avrupa Birliği’nin de üyesi olan Bulgaristan’ın,başta ülkedeki 1.5 milyon Türk ve Müslüman olmak üzere azınlıklara karşı demokratik yaklaştığı pek söylenemez.

Bulgaristan’da Türkçe her zaman problem oldu. Yıllardır okullarda anadilde eğitim için çaba sarfediliyor,buna karşı da;aşırı milliyetçilik, ırkçılık, Türk düşmanlığı gün geçtikçe artıyor

Dini değerlere saygı noktasında da demokrasiye geçer geçmez her türlü engellemeler başladı ve bugün de halen bu uygulamalar devam ediyor.

Başmüftülüğümüz, Bulgaristan Anayasası’nda belirlenen haklar sonucunda kabul edilen, Dinler Kanunu’na göre çalışan bağımsız bir kurum. Osmanlı sonrasında Bulgaristan devletinin kuruluşundan bu yana 130 küsur yıllık geçmişi olan müftülük teşkilatı, ülkemizin en köklü kurumlarından.Bulgaristan yasalarına göre, Bulgaristan Müslümanları dini önderlerini kendi aralarında belirledikleri esaslara göre kendileri seçerler.Bulgaristan Müslümanları 1991 yılından bu yana kanunların kendilerine verdikleri bu hakkı kullanmakta ancak ne yazık ki,devletin farklı birimleri Müslümanların iradesi kabul etmemektedir.

Bu arada Bulgaristan Müslümanları tarafından seçilen Başmüftü yerine devlet tarafından atanan isim ise düşündürücüdür!

Komünist totaliter rejim döneminde 1987 yılında Todor Jivkov tarafından Başmüftü olarak atanan eski istihbarat mensubu Nedim Gencev bir dönem hem Müslümanlar arasında kardeşliğin bozulmasına sebep olmuş,hem de yıllardır belirli odakların desteğiyle birkaç yönden Başmüftülüğün çalışmalarını engellemiştir. Gence bununla da yetinmemiş,tescil işlerini engelleyerek,Başmüftülüğün çalışmalarını hukuki olarak engellemiş, hukuki boşluktan istifade ederek vakıf mallarının talan edilmesine sebep olmuştur.
Nedim Gencev 1995 yılında, Bulgaristan Sosyalist Partisi hükümetinin müdahalesiyle halkın seçtiği idare yerine başmüftülük görevine yeniden getirildi.Altı yıl süren hukuki mücadeleden sonra,halkın desteklediği müftülük idaresi, Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesi’nde ülkeyi mahkum ettirdi ve tazminat ödetti. 2009 yılının sonunda ise, 900’e yakın delegenin katılımıyla alınan kararlar ve seçilen Başmüftü Dr. Mustafa Hacı hiç bir kanuni dayanağı olmaksızın tescil edilmedi.

Öte yandan 500-600 yıllık camilere değişik bahanelerle birer birer el konuluyor.Eski Zağra’daki Hamza Bey Camii yıllardır arkeolojik araştırmalar bahanesiyle kapalı tutulmakta, Filibe’deki Taşköprü Camii bazı kişilerce kanunsuz olarak gasp edilmiş,verilen tüm mücadelelere rağmen geri alınamamış, bugün restoran olarak kullanılmaktadır. Filibe’deki Mevlevihane’ye ise önce devlet el koymuş, daha sonra özelleştirilerek restorana dönüştürülmüştür. Bunların yanısıra ırkçı şahıslar tarafından ibadet yerlerimize ve camilerimize saldırılar tüm hızıyla devam etmektedir.

Ve kısa bir süre önce yapılan son seçim;

24 Ocak 2016 tarihinde gerçekleşen Ulusal Müslüman Konferansında yaklaşık 1 milyon Bulgaristan Müslümanlarını temsil eden 976 delege oybirliği ile Dr. Hacı’yı Başmüftü seçti. Ancak yapılan bu demokratik seçimin devlet tarafından tescil edilip edilmeyeceği halen daha merak konusu.

Gerek Müslümanların ana dilde eğitimi, gerekse vakıf mallarının iade edilmesi gibi konularda adaletsiz bir devlet politikasıyla karşı karşıya olduğumuz  da apaçık ortada. Devlet bütçesinden, bu ülkedeki dini topluluklara tahsis edilen mali yardımlar orantılı olarak dağıtılmıyor. Devlet Türk ve Müslümanlara “üvey evlat” muamelesi yaparken, Türkiye’den yapılan, gerek eğitim, gerekse camilerin restorasyonu için yapılan yardımlar ise göze batıyor.

Bizler de bu ülkenin diğer ırklara mensup her vatandaşı gibi vergilerimizi ödüyor,ülkeye karşı yükümlülüklerimizi yerine getiriyoruz. Biz Bulgaristan Türkleri ve Müslümanları olarak,üvey evlat muamelesinden kurtulup, eşit şartlarda kardeşçe yaşamımızı sürdürmek istiyoruz.

Çok şey mi istiyoruz?
Ülke olarak ya vatandaşına sahip çık,ya da evladına sahip çıkanı hor görme!

BENZER HABERLER
YORUM YAPMAK İSTERMİSİNİZ?(Yorum Yok)

Diyar-i Türk
sosyalsosyalsosyalsosyalsosyalsosyal