Diyar-i Türk

LÜTFEN SAYIN ÇAVUŞOĞLU!

Türk Dünyasına,karşılıksız,çıkarsız,hiç bir beklenti içerisinde olmaksızın ilgi duyar,kapasitemiz ve gücümüz dahilinde oralarda bir şeyler yapmaya çalışırız.Bu çalışmaları yaparkende, bağımsız Türk devletlerinden daha ziyade,başka toplulukların arasında yaşam mücadelesi veren;dili,dini,kültürü için savaşanları daha fazla önemser,onlar için biraz daha fazla gayret gösteririz İşte onlardan biri de Kosova Türkleri… Malumunuz olduğu üzere Kosova dünyanın en genç ülkelerinden. 1912 Balkan […]

Bu Haber 12 Ocak 2016 - 6:07 'de eklendi ve 943 kez görüntülendi.

LÜTFEN SAYIN ÇAVUŞOĞLU!

Türk Dünyasına,karşılıksız,çıkarsız,hiç bir beklenti içerisinde olmaksızın ilgi duyar,kapasitemiz ve gücümüz dahilinde oralarda bir şeyler yapmaya çalışırız.Bu çalışmaları yaparkende, bağımsız Türk devletlerinden daha ziyade,başka toplulukların arasında yaşam mücadelesi veren;dili,dini,kültürü için savaşanları daha fazla önemser,onlar için biraz daha fazla gayret gösteririz

İşte onlardan biri de Kosova Türkleri…

Malumunuz olduğu üzere Kosova dünyanın en genç ülkelerinden.

1912 Balkan Savaşlarıyla çekildiğimiz coğrafyadan,1999 yılında Kosova’nın bağımsızlık hareketlerinin başladığı döneme kadar uzak kalan Türkiye,o dönemde kurulan Birleşmiş Milletler Barış Gücü(KFOR) aracılığıyla yaklaşık bir asır sonra ecdat yadigarı topraklara yeniden ayak bastı.

Tabi,o dönemde yalnız Türk Askeri gelmedi Kosova’ya.Ancak Kahraman Mehmetçik bir başka karşılandı,Sultan Murat Hüdevendigar’ın ilk Türklük mührünü vurduğu,Sultan Fatih’in de o mühürü iyice kazıdığı o topraklarda.

Yalnızca ülkede yaşayan Türkler karşılamadı tabi Türk Askerini.Arnavut,Boşnak,Rom,Türk,kim varsa koştu sokaklara.Çünkü o halklar yaklaşık altı asır, o bayrak altında,o askerin güvencesinde,o ülkenin himayesinde barış içerisinde yaşamıştı ve Türk Askeri geldiyse artık sorun yoktu

Ardından hepinizin malumu olduğu üzere Kosova 2008 yılında bağımsızlığını ilan etti ve Türkiye’de dost ve kardeş ülkenin bağımsızlığı tanıyan ilk ülkelerden biri oldu.

Türkiye o günden itibaren Kosova’da tüm kurum ve kuruluşlarıyla etkinliğini en fazla hissettiren ülkelerin başında geliyor.Özellikle TİKA ve Yunus Emre gibi kurumlar bazı alanlarda ülke halkına kendi hükümetlerinden bile daha fazla hizmet ediyor.Hal böyle olunca da ülkede yaşayan Türk Toplumu başta olmak üzere Kosova’nın büyük bir bölümü,ülkelerinde atanan bakanlardan çok Türkiye’nin atadığı büyükelçileri takip ediyor

2008 yılından bu yana bu ülkede bir çok büyükelçi görev yaptı.Sayın Kılıç’tan önceki Sayın Büyükelçiyi de eminimki en sert ve en acımasız eleştiren insan da ben idim.Ancak bu konuda da vicdanımı rahat kılan bir nokta var;bu eleştirilerim asla hiç bir zaman şahsi çıkarlar ya da amaçlar uğruna olmadı,yalnızca gördüklerime ve dinlediklerime göre bu eleştirileri yaptım.Bu vesile ile kendisine haksız eleştiriler yaptıysam da özür dilerim.Kimin haklı olduğunu bilemiyorum.Kendisi bize sözlü ya da yazılı bir açıklama yapmadığı için eleştirilerimde haklı ya da haksız olduğum noktasında bir fikrim yok.Ayrıca;”Sükut ikrardan gelir” felsefesini de bu konuda kullanmak istemiyorum

Kısacası bana göre bir önceki Sayın Büyükelçi bir MONŞER, en önemlisi de, ülkedeki bir avuç Türk Toplumunun bölünmesine seyirci kalan,bu duruma müdahale etmeyen baş sorumlu idi!

“Neden bu kadar emin konuşuyorsun?” diyecek olursanız?

Bende o zaman derim ki;”Çünkü buradaki Türk Toplumu Kosova Cumhurbaşkanından önce Türkiye Büyükelçisini dinler” O müsaade etmeseydi Türk Toplumu bu duruma gelmezdi.

Ha dinlemeyenler yok mu?

Tabiki var…

Mesela,dönemin TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in;”Zaten bir avuç Türk’sünüz,ikinci bir partiye ne gerek var” sözlerine rağmen yeni bir parti kuranlar.

Yalnız onların amacı zaten Türk’lüğe hizmet etmek filan da değildi(Bu sözleri o parti bünyesinde yer alan samimi,iyi niyetli insanlar için söylemiyorum,aslında kime söylediğimi herkes biliyor) Onların amacı, mevcut koltuklarını korumak için yeniden aday olmalarını sağlayacak yeni bir oluşumdu.

O dönemde bize gelen sayın büyüklerimizi de uyardık;”Emin misiniz?” dedik.Kendileri de bize;”Tilkinin karşısına çakal dikmemiz lazım,biz mevcutla baş edemeyiz,onun hakkından ancak o gelir” dediler.Tabi ondan sonra da bize “Sen haklıymışsın” dediler,lakin iş işten geçmişti.

Şimdi bu sözlerin ardından birileri diyebilir ki;”Sizin çok eleştirdiğiniz  Sayın Songül Ozan o insanı hiç sevmez ve dışlardı,madem bu parti yanlıştı,neden Sayın Büyükelçiyi eleştiriyor sunuz?”

Bizde zaten kendilerini bunun için eleştiriyoruz.

Şimdi,Saygıdeğer Hanımefendi her şeyi süt-liman gibi göstermeseydi,Türkiye’ye gerekli bilgileri verseydi,kim ikinci bir partiye cesaret edebilirdi?

Hele,okulundan belediye binasına,yol süpürme aracından parkına,herşeyini Türkiye’den alan,Türkiye olmasa belediyesine çivi çakamayacak bir adam mı bunu yapabilecekti? Birde gölgesinden bile korkan o adam ha?

Bu gün Türk Medyasında yayınlanan ve bizim bu yazıyı yazmamıza neden olan bazı haberler ise başta Kosova Türk Toplumu olmak üzere,neredeyse tüm Kosova’yı tam anlamıyla şoke ederken,hemen herkes;”İnşallah doğru değildir” diye dua etti

Habere göre TRT’den Sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ile anlaşamayan TRT Genel Müdürü Şenol Göka bu görevinden alınıyor ve Kosova’ya büyükelçi yapılıyor

Burada şunu açıklamakta fayda var;ne biz, ne de Kosova Halkı Sayın Göka’nın düşmanı filan değiliz.Hatta ben şahsen;ne Sayın Kıvılcım Kılıç’ı tanıyorum,ne de Sayın Şenol Göka’yı

Yalnız ben,Kosova’yı uzaktan izleyen bir insan olarak şunu gördüm;GÖREV SÜRESİNİN ÜZERİNDEN HENÜZ ALTI AY BİLE GEÇMEMESİNE RAĞMEN,YALNIZ TÜRK TOPLUMU DEĞİL,TÜM KOSOVA SAYIN KIVILCIM KILIÇ’I ÇOK SEVDİ.

Bu cümleleri kaleme alırken de;”Sayın Büyükelçim,Kosova Sizinle Gurur Duyuyor” manşetlerini atan köylü kurnazlarının sözlerini filanda dikkate almıyorum.

Sayın Büyükelçimizi;

Bu gün yok olmak üzere olan Türkçe Eğitime yıllarını vermiş,ancak o güne kadar Türk Büyükelçiliği’nin yerini,yolunu bilmeyen emekli öğretmen büyüklerimiz çok sevdi

 “Bir gün toplanın,otobüse binin ve bana çaya gelin” dediği;elleri nasırlı,alınları ak,başları dik,üreten,tertemiz alınterleriyle hayatlarını kazanan Mamuşa’lı kadınlar,yıllardır kendilerini yöneten adamdan dinledikleri “Ana ülkem Türkiye’m” hikayesinin  gerçeğini onun bu sözleriyle öğrendi

Eskiler, diğer ülkelerin diplomatlarıyla şarap kadehleri tokuşturup,sponsoru olduğu caz festivallerinde şeref konuğu olurken,o mütevazi bir Türk sofrasında,asırlardır bu kültürü bu topraklarda yaşatan insanlarla buluşmayı tercih etti.

O,gün geldi;bir Cumhuriyet kadını olarak,kendisinin bu makamlara gelmesine imkan tanıyan düzenin kurucusu Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm öğretmenlere armağan ettiği 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü,Türkiye’de yok olmuş gelenekleri halen bu topraklarda devam ettiren öğretmenlerle kutladı,gün geldi Milli Şairimiz Mehmet Akif’in köyünü ziyaret edip,onun mirası büyüklerle kucaklaştı.

Anlayacağınız,gün geldi Osmanlı torunu oldu tüm Kosova’ya koştu,gün geldi Cumhuriyet Kadını olup Kosova Türk’leriyle coştu

 Kısacası,KIVILCIM kısa sürede ALEV oldu,insanlığıyla tüm Kosova’yı ısıttı!

Dileriz haberler doğru değildir.

İnanması bile zor,şayet doğruysa ve az-çok bizde biraz bu işlerden anlıyorsak bu işi ancak şu şekilde özetleyebiliriz;

“Sayın Büyükelçi devletin tepesindeki kavgaya kurban ediliyor”

Biz halen inanmak istemiyoruz,şayet bu durum gerçekleşirse kurban edilen Kıvılcım Hanım değil,Kosova’daki Türk ve Türkiye sevgisi olacak.

Devlet yönetiminden başta Kosova Türk Toplumu olmak üzere,tüm Kosova Halkı adına bir ricamız var;

Sayın GÖKA’yı istediğiniz yere büyükelçi yapın,Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi yapın,hatta dışişleri bakan yardımcısı,müsteşarı yapın;ama lütfen bizim elçimize dokunmayın.

Çünkü, Kosova onu çok sevdi.

Çünkü,TÜRK’ün ve TÜRKİYE’nin varlığını ilk kez onunla bu kadar güçlü hissetti….

 

BENZER HABERLER
YORUM YAPMAK İSTERMİSİNİZ?(Yorum Yok)

Diyar-i Türk
sosyalsosyalsosyalsosyalsosyalsosyal