Diyar-i Türk
Diyar-i Türk

ŞEHİTLERİMİZİ ANARKEN

Gerçekler acıdır. Hele ki Kıbrıs Türkü’nün özellikle de 1963- 74 yılları arasında yaşadıkları… Rabbim bir daha o acı günleri göstermesin diyorum. Ne yazık ki içimizdeki bir takım mihraklar bize tarihimizi ve geçmişimizi hep unutturmaya çalıştı. Ama biz ne unuttuk nede unutturduk. Çünkü unutmak yok olmakla eş anlamlıdır bu topraklarda. Öldük, kan akıttık, can verdik ama […]

25 Aralık 2015 - 1:00 'de eklendi ve 566 kez görüntülendi. A+A-

ŞEHİTLERİMİZİ ANARKEN

Gerçekler acıdır. Hele ki Kıbrıs Türkü’nün özellikle de 1963- 74 yılları arasında yaşadıkları…

Rabbim bir daha o acı günleri göstermesin diyorum.

Ne yazık ki içimizdeki bir takım mihraklar bize tarihimizi ve geçmişimizi hep unutturmaya çalıştı. Ama biz ne unuttuk nede unutturduk. Çünkü unutmak yok olmakla eş anlamlıdır bu topraklarda. Öldük, kan akıttık, can verdik ama direndik sonuna kadar. Bırakmadık ecdadımızın bize bıraktığı vatanımızı düşmana. Kanla aldık kanla veririz. Rumlar Güzelyurt’ta, Girne’de hak iddia ediyorsa ben de Baf’ta, Larnaka’da, Limasol’da hak iddia ederim.

Geçtiğimiz gün güneydeki gazetecilerin “Güzelyurt’un iadesinde sorun mu var sorusuna karşılık, Anastasiyadis’in “Hayır, hiçbir sorun yok” ve “Türk tarafı Güzelyurt’un iadesini de içeren toprak düzenlemelerini kabul etti” demesi bizim başımızdakilerin bir zaafiyeti midir? Gerçekten böyle bir durum söz konusu mu?

Çünkü biz 1571’de bu ülkeyi vatan yaparken Rumlardan almadık. Ve Rumlara da adada yaşama hakkını bahşettik. Rum yönetimi başkanı Anastasiyadis Güzelyurt’u istiyormuş. Peki ona sormazlar mı be heyy Anastasiadis kimin malını kimden… Biz buraları fethederken siz bayram etmiştiniz, Venediğin yönetiminde inim inim inlerken benim atalarım kurtarmıştı sizi onun zulmünden. Kısaca buraların sahibi sen değildin, biz bu adayı Venedik’ten aldık. Biri şu adama tarihi hatırlatmalı.

Evet, üzerimize düşen en büyük görevdir tarihimizi öğrenmek ve gelecek nesillere aktarmak. Bakın komşu ülkelerde olanlara. Her yer vahşet. Katliam. Ülkesini terk etmek zorunda olanlar. Kaçarken hayatlarını yollarda, denizde kaybedenler…

Evet acılar yaşadık bu topraklarda varlığımızı sürdürmek için. EOKA 1955’te cinayetlere başladı.  21 Aralık 1963’te planlı bir şekilde başladı yok edilmemiz.  Birlikte bir cumhuriyet kurmuştuk. Sadece üç yıl yaşadı.  Hep daha fazlasını istedi Rumlar. Zaten Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşunu da enosise bir sıçrama tahtası olarak görmemiş miydiler?

Kanlı Noel olarak geçti tarihe o karanlık, o uzun geceler. Ya Türkiye olmasaydı? Anasız bir yavru gibi ne yapacağımızı şaşıracaktık.

O korkunç günlere dair bir Türk doktorun anlattıkları:

“ Ümral İsmet Remzi yirmi bir yaşında ve Türkan Hüseyin sekiz yaşındaydı. Rumların Küçük Kaymaklı’da yedi yüz kişiyi rehin alıp götürdükleri günden beri kayıptılar ve sonsuza dek dönmeyecekleri düşünülüyordu. Küçük kızın durumunu gördüğümde şok olmuştum. Ayakları şişmiş ve morarmıştı. Ümral başlarına geleni bana anlatmıştı. 24 Aralık günü Türkler Küçük Kaymaklı’yı terk ediyordu. Kadınlar ve çocuklar koşarak kaçıyordu. Ümral bir bahçeden bir bahçeye geçiyordu. O ve bu küçük kız arkada kaldı ve kaçmak için bir başka bahçeye geçtiler. Yanlış yöne sapınca kayboldular.

Rumların arkalarında olduğunu düşünüp korkuya kapıldılar. O anda içinde bulundukları bahçede bir tuvalet buldular. Ufacık olan bu derme çatma yere girip, kurtarılmayı ümit ederek gizlendiler. Tuvalet alaturka tipte olduğundan oturacak uygun yeri yoktu. Yapabildikleri en iyi şey sırayla çömelip kalkmaktı. Bu günlerce ve gecelerce Türkan’ın bacakları dermanını kaybedene kadar böyle devam etti. Sonra Ümral duvara sırtını verip, bağdaş kurdu ve kızı dizlerinin üzerine oturttu. Onları sıcak tutan tek şey Ümral’ın paltosuydu. Rumlar gündüzleri gelerek Türk evlerini yağmalayıp, makineli tüfekle tarıyordu. Geceleri, bahçedeki ağaçlardan limon koparıp suyunu emiyorlardı. Tek gıdaları buydu. Sonuçta açlık, susuzluk ve pislik karşısında dayanamazlar. Her geçen gün duvara bir çentik attıklarından, tarihin 31 Aralık olduğunu, altı gece ve yedi gün tuvaletin içindeydiler. Dışarı çıkarak, yürüdüler. Orada silahlı bir grup Rum polis vardı. Gruptan ayrılmış iki Türk’e nasıl reaksiyon göstereceklerini kestiremeyip öldürülebileceklerinden endişe duymuşlardı. Tam o sırada İngiliz askerleri gelerek onları oradan uzaklaştırdı.”

Ümral ve  küçük Türkan hayatta kalmıştı. Sağ kalabildikleri için şanslıydılar. Eğer Rum askerler onları farketseydi, bir daha görülmeleri mümkün olmayacaktı. Çünkü Rum askerlerin Türklerle olan ilişkilerinde bir inanışları vardı; “Hareket ederse vur. Kımıldamıyorsa yine vur.”

Tarihin tekerrür etmemesi için unutulmaması gerektiğini vurgularken, şehitlerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan gazilerimizin ve mücahitlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyoruz.

 

 

Etiketler :
a44cf29e-5690-4826-95db-a5ada6b1a411
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
“Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım!” “Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım...

Gerçekler acıdır. Hele ki Kıbrıs Türkü’nün özellikle de 1963- 74 yılları arasında yaşadıkları… Rabbim bir daha o acı günleri göstermesi...

Kosovalı kadınlar TİKA ile şifa dağıtıyor Kosovalı kadınlar TİKA ile şifa dağıtıyo...

Gerçekler acıdır. Hele ki Kıbrıs Türkü’nün özellikle de 1963- 74 yılları arasında yaşadıkları… Rabbim bir daha o acı günleri göstermesi...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’da...

Gerçekler acıdır. Hele ki Kıbrıs Türkü’nün özellikle de 1963- 74 yılları arasında yaşadıkları… Rabbim bir daha o acı günleri göstermesi...

Türk Milletvekili Meclis Başkan Yardımcısı Seçildi Türk Milletvekili Meclis Başkan Yardımcı...

Gerçekler acıdır. Hele ki Kıbrıs Türkü’nün özellikle de 1963- 74 yılları arasında yaşadıkları… Rabbim bir daha o acı günleri göstermesi...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)

SON EKLENEN HABERLER
Mahir Amcan, Sencar kankan ve sen o gece neredeydiniz? Mahir Amcan, Sencar kanka...

Geçtiğimiz aylarda, Türkiye-Kosova ilişkilerini geren bir ge...

Ankara’dan abim gelmiş Komrat’ta bir bayram havası! Ankara’dan abim gel...

Bir söz vardır; “Devletlerarası ilişkilerde duygusallık olma...

Gökoğuz diyarında ağlatan sahneler..! Gökoğuz diyarında ağlatan...

Resmî ziyareti dolayısıyla Moldova’da bulunan Cumhurbaşkanı ...

“Gagauzya’nın Moldova’yla ilişkilerimizde özel bir konumu vardır” “Gagauzya’nın Moldova’yla...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, temaslarda bulunmak üzer...

Başarılı diplomattan duygulandıran makale Başarılı diplomattan duyg...

Yaklaşık üç yıldır, Türkiye Cumhuriyeti Priştine Büyükelçisi...

“Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım!” “Ben bir Türk Dünya...

En son onun sesini TRT ekranlarındaki, “Ömür dediğin” progra...

Devlet kuran son Türk’e veda Devlet kuran son TürkR...

Uzun süredir rahatsız olan ve tedavisi evinde süren, Gagauz ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kırgızistan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Kır...

Kırgızistan’a düzenlediği resmi ziyaret kapsamında başkent B...

Türk vekiller kelle aldı! Türk vekiller kelle aldı!...

 “ Türkiye ve Sırbistan, tam olarak 600 yıl Arnavut hal...

KİŞİNEV’E DENEYİMLİ BÜYÜKELÇİ KİŞİNEV’E DENEYİMLİ...

Hulusi Kılıç’ın emekli olmasının ardından bir süredir boş ol...

Foto Galeri
Türkiye HABERLERİ
Video Galeri