Diyar-i Türk

HALAÇOĞLU’dan “Ayasofya Cami Olsun” Kanun Teklifi

Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı ve MHP Kayseri Milletvekili Prof. Dr.Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya’nın cami olarak yeniden ibadete açılması için kanun teklifi verdi. Halaçoğlu, Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi için hazırlanan kararnamedeki Atatürk’ün imzasının sahte olduğunu savundu. Halaçoğlu, bu kapsamda 1934 yılındaki Ayasofya Kararnamesi’nin geçersiz olduğunu öne sürerek, Ayasofya’nın 19 Şubat 1936 tarihli tapu senedinde Fatih Sultan Mehmet […]

Bu Haber 18 Aralık 2015 - 18:30 'de eklendi ve 1538 kez görüntülendi.

HALAÇOĞLU’dan “Ayasofya Cami Olsun” Kanun Teklifi

Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı ve MHP Kayseri Milletvekili Prof. Dr.Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya’nın cami olarak yeniden ibadete açılması için kanun teklifi verdi. Halaçoğlu, Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi için hazırlanan kararnamedeki Atatürk’ün imzasının sahte olduğunu savundu. Halaçoğlu, bu kapsamda 1934 yılındaki Ayasofya Kararnamesi’nin geçersiz olduğunu öne sürerek, Ayasofya’nın 19 Şubat 1936 tarihli tapu senedinde Fatih Sultan Mehmet Vakfı adına cami olarak tapulu olduğunu açıkladı.

MHP’li Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya’nın cami olarak yeniden ibadete açılmasına ilişkin kanun teklifini ve gerekçesi hakkında açıklamada bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) kanun teklifini dilekçe olarak veren Halaçoğlu, gerekçede şunları kaydetti: “Fatih Sultan Mehmet Han, ‘Bu vakfiyeyi kim değiştirirse, Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın..'(1 Haziran 1453-Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde bulunan Ayasofya ile ilgili vakfiyenin tercümesi) 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle cami olarak hizmet vermeye başlayan Ayasofya bilindiği üzere 1 Şubat 1935 yılından bu yana da müze olarak kullanılmaktadır. Ayasofya Camii’nin yerinde ilk mabed, ahşap kilise olarak miladi 360’da yapılmış, 1453’e kadar da defalarca yakılmış, yıkılmış, yeniden onarılmıştır. İstanbul fethedildiğinde kilise tamamen harap, kubbesi de kısmen çökmüş vaziyette idi.”

ayasofya camiiFatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’u 27 Mayıs 1453’de fethettiğini hatırlatan Halaçoğlu, şunları kaydetti: “Ecdadımızın âdetine göre bir şehir fethedildiğinde, fethi yapan hünkâr veya kumandan, ancak cuma günü şehre girer ve o zamana kadar o şehrin cami haline çevrilen en büyük kilisesinde cuma namazını kılardı. Fatih Sultan Mehmet de cuma günü şehre girmiş, kubbenin sağlam kalmış alt kısmı namaz kılınacak hale getirilmiş, bir mihrab oturtulmuş ve Akşemsettin Hazretlerinin imametinde cuma namazlarını kılmışlardır. Bu andan itibaren de Ayasofya Kilisesi, Ayasofya Camii olmuştur. 19. yy.’a kadar gerek caminin ibadethane kısmına, gerek binanın diğer bölümlerine birbirinden güzel Türk mimari eserleri eklenmiş ve bina tamamen bir Türk sanat eseri olmuştur. Bu süre zarfında Bizans’tan kalma mozaik tablolar korunmuş, hatta depremlerden dolayı zarar gören kısımları onarılarak eksiklikleri tamamlanmış ve 481 yıl cami olarak hizmet vermiştir.”

MÜZE OLMA KARARI RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANMADI

Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya’nın, 24 Kasım 1934 tarih ve 2/1589 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile müze haline getirildiğini ancak bu kararın Resmi Gazete vb. devletin hiçbir resmi yayınında yayımlanmadığını, bununla ilgili herhangi bir kayda da rastlanılmadığını dile getirdi. Halaçoğlu, şu bilgileri verdi: “Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü tarafından, 07 Haziran 1995 tarihinde, Ayasofya Kararnamesi’nin Resmi Gazete’de yayımlanıp yayımlanmadığına dair verilen bir dilekçeye, 14.06.1995 tarihinde Genel Müdür Özgür Erkman imzası ile; ‘… 24 Kasım 1934 tarih ve 2/1589 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmadığı tespit edilmiştir’ cevabı verilmiştir. 1924 Anayasası’na göre de bugünkü Anayasa’ya göre de tasarı, teklif ya da kararnamelerin, yasa/kanun ya da kanun hükmünde kararname olabilmeleri için Cumhurbaşkanı’nın onayından sonra Resmi Gazete’de yayımlanmaları gerekmektedir. Ama Ayasofya için böyle bir durum söz konusu değildir, burada açıkça bir hukuksuzluk mevzu bahistir.”

BİR TUHAFLIK DA İLGİLİ KARARNAMENİN ALTINDAKİ ATATÜRK İMZASINDA GÖZE ÇARPMAKTADIR

“Bir tuhaflık da ilgili kararnamenin altındaki Atatürk imzasında göze çarpmaktadır.” diyen Halaçoğlu, imzada sahtecilikle ilgili şu açıklamada bulundu: “Bilindiği üzere, Mustafa Kemal’e Atatürk soyadının verildiği 2587 Sayılı Özel Kanun, Resmi Gazete’de 27 Kasım 1934 tarihinde yayımlanmıştır. Atatürk’ün imzasının bulunduğu Ayasofya Kararnamesi’nin tarihi ise 24 Kasım 1934’dür. O halde, 3 gün öncesinden Atatürk’ün kararnameyi imzalamış olması da mümkün gözükmemektedir. Bununla ilgili olarak da; bir dilekçe üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından ‘İlgi dilekçeniz ekinde fotokopisi bulunan 24 Kasım 1934 tarih ve 2/1589 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nde Reisicumhur adına atılı bulunan imzanın, yine dilekçeniz ekinde sunulan Atatürk’ün örnek imzalarına biçimsel açıdan fark gösterdiği ilk bakışta belirlenebilmektedir’ cevabı verilmiştir. Bütün bunları alt alta koyduğumuzda burada da bir imza sahteciliği bulunduğunu söylemek kaçınılmaz olacaktır.”

MHP’li Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya Camii’nin 19 Şubat 1936 tarihli tapu senedine göre, Fatih Sultan Mehmed Vakfı adına türbe, akaret, muvakkithane ve medrese-i müştemil Ayasofya’yı Cami-i Şerifi olarak tapulu olduğuna dikkat çekerek, “Vakıflar Genel Müdürlüğü Kütük Defteri’nde de aynı şekilde cami olarak kayıtlıdır. Şu an müze olarak kullanılması yasalara uygun değildir.” dedi.

Halaçoğlu, açıklamasının sonunda, “Bu kanun teklifi, 481 yıl ezan sesinin yankıları ile ayakta kalan, İstanbul’un fethinin simgesi olan Ayasofya’nın, cami olarak yeniden ibadete açılması amacı ile hazırlanmıştır.” ifadelerine yer verdi.

BENZER HABERLER
YORUM YAPMAK İSTERMİSİNİZ?(Yorum Yok)

Diyar-i Türk
sosyalsosyalsosyalsosyalsosyalsosyal