Diyar-i Türk
Diyar-i Türk

GİRİTLİ İBRAHİM İSLAM BEY

“Beni kimse hatırlamayacaktır nasıl olsa! Ölüp gittiğimde mezarımın başında kimse durmayacak ve topraklarımı sulamayacaktır.Bu dünyada yapayalnız yaşadığım gibi yalnız öleceğim.Bu da benim kaderim olsun! Bir gün mezarıma bir çiçek bırakılırsa bunu yapanın neslimden olmayacağı kesindir,lakin muhakkak bana benzeyen ince yürekli bir Muhacir Giritlinin torunlarından olacaktır. Onun ayak seslerini şimdiden duyuyor gibiyim.Onu hep bekleyeceğimi ve hep […]

07 Aralık 2015 - 16:45 'de eklendi ve 1159 kez görüntülendi. A+A-

GİRİTLİ İBRAHİM İSLAM BEY

“Beni kimse hatırlamayacaktır nasıl olsa! Ölüp gittiğimde mezarımın başında kimse durmayacak ve topraklarımı sulamayacaktır.Bu dünyada yapayalnız yaşadığım gibi yalnız öleceğim.Bu da benim kaderim olsun! Bir gün mezarıma bir çiçek bırakılırsa bunu yapanın neslimden olmayacağı kesindir,lakin muhakkak bana benzeyen ince yürekli bir Muhacir Giritlinin torunlarından olacaktır. Onun ayak seslerini şimdiden duyuyor gibiyim.Onu hep bekleyeceğimi ve hep özlüyor olacağımı da adım gibi biliyorum”

Bu cümleler İbrahim İslam amcamızın son sözleri idi. Bunları söyledikten kısa bir süre sonra gözlerini yumarak bu hayatı veda etmişti.

1898 yılında Girit’ten Lübnan’a göç eden ve Trablus şehrinde yerleşen Abdülhamit Ağanın 1907 yılında üçüncü erkek çocuğu doğuyordu. Veliye Hanımın yüzünde güller açmış,sevincinden uçuyordu. Giritli Türklerin geleneklerine uyarak kavrulmuş susam ve çiğ ceviz taneleriyle süslenmiş Şilofta tabakları mahalledeki herkese ikram edilmişti.

Adı ibrahim olsun demişti Hamit Ağa.Veliye Hanımın; “Uğruna Girit’ten ayrıldığımız İslam dinimizi herkese bu çocuğun adıyla duyurmak isterim” demesi ile de adı İbrahim İslam olmuş.Ama nedense bu Giritli evlat hiç bir zaman İbrahim adıyla anılmamış.Herkes onu İslami olarak bilmiş ve bu takma adıyla çağırmıştı.

Gençliğini uslu bir şekilde yaşayan yakışıklı İslami Bey,  birçok kız tarafından beğenilmişti zamanında. Abilerine ve diğer Giritlilere benzer ortak özellikleri vardı.Beyaz teni,kahverengi gözleri,dalgalı buğday renkli saçları, belirgin gövdesi ve nisbeten kısa bacakları ile Trablus’taki Araplardan kolaylıkla farkediliyordu. Abileri gibi fesli şalvarlı gezerdi.Hep alçak sesle konuşurdu.Başı genelde eğikti.İnsanlarla bir arada olmayı pek sevmezdi. Çocukluğundan beri inzivaya çekilen İslami Beyin fazla arkadaşı olmamıştı. Belli ki bu Giritli çocuk etrafına pek ayak uyduramamış ve Arap toplumun içine girmeyi başaramamıştı. Hep annesinin yanında olmayı tercih ederdi. Bu sebepten dolayı da İslami Bey evlenmek istememiş ve yapayalnız bir hayat sürdürmeyi tercih etmişti.Sanki yalnızlık onun bilerek aldığı bir karar idi. Oysa o çok mülayim, mütevazı ve gönüle yakın bir kişiydi. Mahalledeki Giritli çocuklar, cebinden eksik olmayan şeker ile tanırdı onu. Çocuklara dağıttığı bu şekerin etkisi ve onların yüzündeki mutluluk ifadeleri sayesinde hep teselli oluyordu.Saadeti bu şekilde buluyordu İslami Amca.Oysa farkında olmadan hayat, ayakları altından kayıp gidiyordu hızlı bir şekilde.Geç yaşlanıyordu rahmetli. Ve hali ile böyle niceleri gibi onun da ihtiyarlığı sanki anlık bir mesele idi.

Nedense ailemizde adı anıldığında herkesin gözleri doluyordu. Çünkü hiç kimse yüreğinin içindeki ızdırapı anlayamamıştı.Bu yüzden de İslami Amcamız üzgün yaşamış ve üzgün ölmüştü.Bu gerçeği hatırlayan bütün yakınları vicdan azabı çekiyordu. Yıllardır kahrını anlayamayan yakınları derdine derman olamamışlar, vücudundan gelen ahları dinleyememişler, sessiz sedasız hep yanından geçip gitmişlerdi. Acaba gurbet ellerde yaşamanın acı hisleri mi onu üzüyordu onu.Yoksa yüreğinde saklı kalmış bir özlem veya bir aşk mı? Neydi onu böyle hayata küstüren ve mutluluklara sırt çevirmesine sebep olan şey? Sakinliği ve sessizliğinin arkasında hangi fırtınaları gizliyordu? Akla gelen soruların hepsi de haliyle cevapsız kalıyordu…

İslami Amcamızın gençliği sessizce geçtiği gibi ölümü de sessizce idi. Ne hastalanıp kimsecikleri uğraştırdı, ne de eve dönüp yatağında öldü.Yıllardır işlettiği Giritliler kahvehanesinden ayrılamazdı bir türlü.Orada yatıp kalkıyordu.Yorulduğunda uzak bir köşede sessizce kestiriyordu.Yıllardır süren bu huyunu herkes bilirdi.Bu yüzden de hiç kimse onu uyandırmaya kıyamazdı.Hep kendi haline bırakılırdı İslami Amcamız..

İşte yine böyle birgün, amcamızın uykusu biraz uzamış, ve olan olmuştu. Uyuyakalmış haldeki cesedine yaklaşan kişi, saatler önce dünyayı terk ettiğini anlamıştı.

Birkaç ay önce abisinin çocuklarıyla babası Hamit Ağanın mezarına gitmişler, oradaki mezarları sulamışlar ve tertemiz yapmışlardı.Ertesi gün bayram olacaktı ne de olsa.Şaka ile karışık çocuklara bakıp “Aranızda hangi Ğaydaros eşek mezarıma gelecek ve yeşil dal bırakacak?” demişti. Bu cümle kulaklardan çıkmaz oldu ve yıllar geçmesine rağmen hafızalardan silinmedi. Ailemizde herkes o “Ğaydaros” olmak için yarışıyordu. İslami Amcamıza bir vefa borcumuz kaldı onu da çiğnemeyelim derdi herkes.Bana gelince, İslami Amcanın adaşı olan rahmetli babam ile beraber mezarına hep giderdik. Mezar başında uzun uzun durur ve dua ederdik.

Babam bu mezarların unutulmamasını hep hatırlatırdı;”Benden sonra siz de buraya geleceksiniz ve mezar taşımı okşayacaksınız”derdi.Ve eklerdi babamız;”İslami Amcamı unutmayın, dedenizi unutmayın,  burada yatan herkese dua okuyacaksınız” şeklinde emirler verirdi. Kısmet o ki, yıllar sonra vefat eden babamın mezarı amcası İbrahim İslam’ın mezarı yanında yer buldu. Meğer mezarlıkta komşu olacakları varmış. Oraya her gittiğimde kafam binlerce anı ile çalkalanır durur. Giritli bir muhacirin soyundan olmak her ne kadar benim gurur kaynağım olmuşsa da aslında bana hem acı hem de bir o kadar keder ve hüzün kaynağı oldu. Yeni nesillere İslami Amcamızın masalını anlatmak da böylece benim boynumun borcu oldu !

Bu acı hatıraları yâd ederken Trablus’taki GUREBA Mezarlığında yatan Giritlilerin son gülüşlerinin, Girit Adasında kaldığını hissederdim hep. Adadan ayrıldıktan sonra bu insanlar mutluluğu yakalayamamışlardı besbelli. Zira hepsi kederli ve hüzünlüydüler hep. İnsan gerçek vatanından ayrıldıktan sonra hayatının manası nasıl kalmaz ve anlamsız oluyor ise onlar da geri kalan hayatlarını böyle manasız ve anlamsız, her şeyden de öte “Vatansız” şekilde yaşayıp tüketmişlerdi.

Giritlilerin ve muhacirin kaderi de böyledir işte. Zorluklarla boğuşup, bedel üstüne bedel ödemek, neslinden nesil feda etmek, geride kalanlardan bir nesil kurmak, velhasıl şartları bir şekilde yenmektir ve yeniden doğuş sağlamaktır!

Bu Giritli için de böyledir, Sancaklı için de, Çerkezi, Çeçeni, Pomağı, Arnavut’u, Kırım Tatarı için de böyle.

Bayrak düştüğünde yerde kalan al renk, bayraktan daha uzun süre kalır çünkü. Bayrak bir kez düşer. Kan ise uzunca süre ve fasılalar ile…

Ta ki kuruyup toprak rengini alana dek.

Kanla alınan topraklarda kanı topraklara karışır gider mazlumların.

Bayrak düşmesin diye onlar düşer.Sonra da geri kalan ne varsa…

 

 

Etiketler :
a44cf29e-5690-4826-95db-a5ada6b1a411
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
“Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım!” “Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım...

“Beni kimse hatırlamayacaktır nasıl olsa! Ölüp gittiğimde mezarımın başında kimse durmayacak ve topraklarımı sulamayacaktır.Bu dünyada ...

Kosovalı kadınlar TİKA ile şifa dağıtıyor Kosovalı kadınlar TİKA ile şifa dağıtıyo...

“Beni kimse hatırlamayacaktır nasıl olsa! Ölüp gittiğimde mezarımın başında kimse durmayacak ve topraklarımı sulamayacaktır.Bu dünyada ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’da...

“Beni kimse hatırlamayacaktır nasıl olsa! Ölüp gittiğimde mezarımın başında kimse durmayacak ve topraklarımı sulamayacaktır.Bu dünyada ...

Türk Milletvekili Meclis Başkan Yardımcısı Seçildi Türk Milletvekili Meclis Başkan Yardımcı...

“Beni kimse hatırlamayacaktır nasıl olsa! Ölüp gittiğimde mezarımın başında kimse durmayacak ve topraklarımı sulamayacaktır.Bu dünyada ...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)

SON EKLENEN HABERLER
Mahir Amcan, Sencar kankan ve sen o gece neredeydiniz? Mahir Amcan, Sencar kanka...

Geçtiğimiz aylarda, Türkiye-Kosova ilişkilerini geren bir ge...

Ankara’dan abim gelmiş Komrat’ta bir bayram havası! Ankara’dan abim gel...

Bir söz vardır; “Devletlerarası ilişkilerde duygusallık olma...

Gökoğuz diyarında ağlatan sahneler..! Gökoğuz diyarında ağlatan...

Resmî ziyareti dolayısıyla Moldova’da bulunan Cumhurbaşkanı ...

“Gagauzya’nın Moldova’yla ilişkilerimizde özel bir konumu vardır” “Gagauzya’nın Moldova’yla...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, temaslarda bulunmak üzer...

Başarılı diplomattan duygulandıran makale Başarılı diplomattan duyg...

Yaklaşık üç yıldır, Türkiye Cumhuriyeti Priştine Büyükelçisi...

“Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım!” “Ben bir Türk Dünya...

En son onun sesini TRT ekranlarındaki, “Ömür dediğin” progra...

Devlet kuran son Türk’e veda Devlet kuran son TürkR...

Uzun süredir rahatsız olan ve tedavisi evinde süren, Gagauz ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kırgızistan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Kır...

Kırgızistan’a düzenlediği resmi ziyaret kapsamında başkent B...

Türk vekiller kelle aldı! Türk vekiller kelle aldı!...

 “ Türkiye ve Sırbistan, tam olarak 600 yıl Arnavut hal...

KİŞİNEV’E DENEYİMLİ BÜYÜKELÇİ KİŞİNEV’E DENEYİMLİ...

Hulusi Kılıç’ın emekli olmasının ardından bir süredir boş ol...

Foto Galeri
Türkiye HABERLERİ
Video Galeri