Diyar-i Türk

İşkodra Savunması ve Hasan Rıza Paşa

İşkodra Balkanlar’da en son terkettiğimiz toprak parçası.Bu gün ise Arnavutluk sınırları içerisinde bir şehir. İşkodra denilince hiç şüphesiz akla ilk gelen isim Kastamonulu Hasan Rıza Paşa. Aslen Kastamonu vilâyetinin Tosya ilçesinden olan bu büyük komutan 1871 yılında doğdu. Bağdat ve Kastamonu vâliliklerinde bulunan Nâmık Paşanın oğlu olan Hasan Rıza Paşa,ilk mektebi ve askerî rüştiyeyi İstanbul’da, […]

Bu Haber 23 Kasım 2015 - 21:19 'de eklendi ve 2228 kez görüntülendi.

İşkodra Savunması ve Hasan Rıza Paşa

iskodrada_Hasan_Riza_Bey_ve_kurmaylariİşkodra Balkanlar’da en son terkettiğimiz toprak parçası.Bu gün ise Arnavutluk sınırları içerisinde bir şehir. İşkodra denilince hiç şüphesiz akla ilk gelen isim Kastamonulu Hasan Rıza Paşa.

Aslen Kastamonu vilâyetinin Tosya ilçesinden olan bu büyük komutan 1871 yılında doğdu. Bağdat ve Kastamonu vâliliklerinde bulunan Nâmık Paşanın oğlu olan Hasan Rıza Paşa,ilk mektebi ve askerî rüştiyeyi İstanbul’da, askerî idâdîyi ise  Bursa’da tamamladı,daha sonra Harp Okulunda okudu. 1895’te Kurmay Yüzbaşı olarak Mekteb-i Erkân-ı Harbiye-i Şâhâneden mezun oldu. Türk-Yunan Harbinde, isteği üzerine Alasonya Ordusu Erkân-ı Harbiye Riyâsetine tâyin edildi ve 7 Ekim 1897’de Kıdemli Yüzbaşı oldu. 21 Ağustos 1898’de Binbaşı, 18 Nisan 1899’da ise  Kaymakamlığa,yani Yarbaylığa terfi ettirildi. 1899 yılı Mayıs ayında staj yapmak ve askerî bilgisini geliştirmek üzere Almanya’ya gönderildi. Almanya’da iken 11 Aralık 1901’de rütbesi albaylığa yükseltildi. 1903’te Tuğgeneralliğe terfi eden Hasan Rıza Paşa 10 Aralık 1906’da Ferikliğe yani Korgeneralliğe terfi etti.

İkinci Meşrûtiyetin îlânından sonra Edirne’de İkinci Orduya mensup Yirminci Nizâmiye Fırkası Komutanlığına getirildi. 26 Eylülde aynı ordunun Erkân-ı Harbiyesine nakledildi. Sultan İkinci Abdülhamid Hanı tahttan indirdikten sonra iktidâra gelen İttihat ve Terakki’nin orduyu gençleştirme ve modernleştirme adı altında devletine, milletine ve dînine bağlı subayları ordudan tasfiye ettiği sırada rütbesi Yarbaylığa indirildi. 4 Ekim 1909’da Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Üçüncü Şûbesinde vazîfelendirildi. 21 Mart 1910’da yeniden Miralaylığa yükselerek 6. Ordu Erkân-ı Harbiyesine tâyin edildi.

844230971911 yılında Malisor Ayaklanmasında Garp Ordusu kumandanlığı ile İşkodra’ya giden Birinci Ferik Abdullah Paşanın Erkân-ı Harbiyesine tâyin edildiyse de, bu vazîfeden istifâ etti. 19 Temmuz 1911 târihinde müstakil 24. İşkodra Nizâmiye Fırka Kumandanlığına gönderildi. İşkodra Vâlisi Hayri Beyin vazîfeden alınması üzerine, 27 Mayıs 1912’de İşkodra Vâliliği vazîfesine de tâyin edildi.

 

Bağımsız İşkodra Kolordusu ve kale komutanı Hasan Rıza Bey, Balkan Harbinin ilan edilmesinden (8 Ekim 1912) ve İşkodra Kalesinin etrafında çarpışmaların başlamasından sonra da çevre köylerde yaşayan halkı koruma gayreti içerisinde olmuştur. Evi şehre yakın bir yerde bulunuyordu. Karadağlıların asıl saldırılarını yönelttikleri kır bölgesine (doğu bölgesine)Kakarik muharebesinden sonra evini nakletti (7 Kasım 1912) Kendisi görevde iken asıl mevzilerin hemen gerisinde bulunan bölge karargâhında ikamet ediyordu. 27 Kasım 1912 günü rahatsızlandığı için birkaç gün dinlenmek ve tedavi olmak için şehirdeki evine geldi. Bu günlerde Hasan Rıza Bey Karadağlılar ve Sırplar aleyhine dışarıdaki bütün Arnavutları ayakta tutmak için bütün gayretiyle çalışıyordu. Müslüman olan Arnavutlar onu destekliyor, fakat Katolik olan Arnavutlar düşman ile iş birliği yaparak onları destekliyorlardı. Düşmanla işbirliği yapan ve onları destekleyen Arnavutları Karadağlılardan ayırmak ve onların aleyhine çevirmek zor görünüyordu. Hasan Rıza Bey, Arnavut olan Katolik başkanlara ve ileri gelenlere Slavların zafer kazanmalarının kendileri için bir felaket olacağının tehlikelerinden söz ediyor ve bu konuda yol gösteriyordu.

sirplar_iskodrada16Osmanlı hükümetinin bundan sonraki bütün gayretlerinin ve fedakârlığının Arnavutlar lehine ve menfaatine olacağına onlara anlatıyordu. Tehlikeyi gören ve tahmin eden Katolikliğe hakim ve nüfuz sahibi olan papazlar bu hususta müspet yönde çalışmaya başladılar.İşkodra’nın baş piskoposu işe resmen başlamak için, Arnavutluk namına Hasan Rıza Beyden yetki istedi. Bu konuda Avusturyalıların muvafakatını almış görünüyordu.Başpiskoposun şartları Hasan Rıza Beyle görüşüp , takip edilecek siyasetin esaslarını kararlaştırmak ve Osmanlı hükümetinin Arnavutluk hesabına çalıştığının alamet ve işareti olmak üzere İşkodra eski kalesine, Osmanlı bayrağının altına bir Arnavutluk bayrağının çekilmesi idi. Hasan Rıza Bey, bütün Malisörlerin ve Katolik Arnavutların, Sırp ve Karadağlılar aleyhine silah kullanmaları şartı ile bu teklifi kabul edeceğini söyledi ve ayrıntıların karara bağlanması için tenha ve dağın tepesinde bir yer olan, Derviş Paşa Tepesindeki bir barakada baş başa görüşmenin gerçekleşmesi hususun da papazla anlaşmaya vardılar.

Derviş Paşa Tepesine gelmesi gereken papaz, Esat Paşa’nın evine gitmiş, Hasan Rıza Bey, başpapazı anılan yerde boş yere beklemiş ve bundan dolayı evine akşam geç saatlerde dönmüştü. Halbuki 30 ocak 1913 günü başpapaz Hasan Rıza Bey ile görüşüp alacağı talimat doğrultusunda İşkodranın güneyinde Zadrima ve Manşat’a gidecek ve Sırplar aleyhine kıyam hazırlığına başlayacaktı.

turk_bayragi_kral_nikolaya_veriliyorBir süre sonra Esat Paşanın yaveri astteğmen Beykozlu Mesut Efendi gelerek başpapazın Esat Paşanın evinde kendisini beklediğini iletti.Bunun üzerine Hasan Rıza Bey kalkarak yaver Mesut Efendiyle beraber 150 metre ileride olan Esat Paşa’nın evine gitti.İki komutanın evleri karşı karşıya idi.Her iki evin ortasında geniş bir meydan vardı. Hasan Beyin evinin kapısında Arnavut redif askerlerinden silahlı nöbetçiler vardı. Hasan Rıza Bey, elindeki nizamiye taburlarının savaş kuvvetlerini azaltmamak için kapı nöbetçilerini redif askerlerinden almıştı.

Esat Paşa’nın evindeki bu buluşma ve görüşme bittikten sonra, Hasan Rıza Bey, karargâha dönerken saat 18.45’de iki ev arasındaki meydanda, arka arkaya silah sesleri duyuldu. Bu silah seslerini duyan Hasan Rıza Beyin evindeki görevliler dışarı fırlayarak Esat Paşa’nın evine doğru koştular. Havanın çok karanlık olmasının yanı sıra, sokaklarda lamba olmadığı için hiç kimsenin önündekini ve yanındakini görmesi mümkün değildi. Yapılan araştırmalar sonucunda, her iki evin ortasında yani meydanda komutan Hasan Rıza Beyin yaralı olarak, sırt üstü yattığını gördüler. Hemen orada onu tedaviye başladılar. Komutan karşılık vermek için revölverlerini kılıfından çıkarmış, fakat atmaya gücü kalmamıştı. Bir müddet sonra yaralı komutan evine getirilerek tedavisine burada devam edildi.

Hasan Rıza Beyin ilk sözleri şu oldu; “Yolda giderken karşıdan üç kişi çıktı, hava çok karanlık olduğundan çok yakınımdan geçen bu adamlar yüzüme bakıp geçerken onları tanıyamadım. Geçenlerden birisi iki defa, diğeri de bir defa ateş etti. Üçüncüsü ateş etmedi.Nereye kaçtıklarını göremedim”

Hasan Rıza Bey, Esat Paşa’nın evinden çıkarken yaveri Mesut Bey kendisine eşlik etmek istemiş ise de, Hasan Rıza Bey, buna gerek olmadığını söyleyip dönmesini istemiştir.

Hasan Rıza Bey, yaralarının verdiği acıyı etrafındakilere hissettirmemeye çalışmış ve bazı şakalar yaparak onları telkin etmeye çalışmıştır. Kakarik savaşında sağ elini kaybeden Asteğmen Kemal Efendiye “Kemal senin bir yaran var, benim üç yaram var. Ben senden daha mutluyum” dedi. Bir süre sonra Esat Paşa, Hasan Rıza Bey’in yanına gelerek durumu hakkında bilgi aldıktan sonra çok durmadan oradan ayrıldı. Hasan Rıza Bey’in odasının önündeki bazı subaylar, özellikle 70. Alay Komutanı Binbaşı Hamdi Bey, Esat Paşa’ya

çatarak, sinirli ve heyecanlı sözler söyledi.Yattığı yerden bu söylenenleri işiten Hasan Rıza Bey “Herkesin görevi ordusunun ve kalenin şerefini ve namusunu düşünmektir. Benim şahsım konuşulamaz, ben ölürsem Allah’ıma kavuşacağım, kalırsam alem arasında alnım açık başım dik gezeceğim” dedikten sonra haber göndererek arkadaşlarını yatıştırdı. Ziyaretine gelen İşkodra ağalarından dostu olan Aluş Ağa Luhe’ye “Aluş Ağa! Böyle takdir edilmiş, sen bu kanı bırakma” dedi. Yanında bulunan ve ziyaretine gelenlere İşkodra’yı savunmadan vazgeçilmemesini ve kuvvetli olmak gerektiğini tavsiye ediyor ve kale için bundan başka kurtuluş y olu olmadığını söylüyordu.Acılarının azalması ve uyuması için doktorlar ona kafein şırınga ettiler. Bir süre uyudu ve uyandıktan sonra bölgelere ertesi gün gönderilecek cephanelerden söz etti. Doktorlar ondan ümidi kesince, vasiyetinin alınması Abdurrahman Nazif Bey’e söylediler. Ailesi ve çocukları hakkında kendisine bir şey sormak çok zor olduğundan, yalnız “Beyefendi! Doktorlar sizi vazifeyle uğraşmaktan men ediyorlar, emir ve komutayı geçici olarak Esat Paşa’ya bırakır mısınız” denildi. “Olmaz, berbat eder, batırır. Yazılacak emirlerin altına Kolordu Kumandanı adına Subaylar Grubu Başkanı Abdurrahman Nazif’in imzasını atarsın”diye cevap verdi. Bu tabii ki kendisinsin hayatta kalması ile mümkündü.

Vefatından önce birkaç kişi dışında diğerlerinin odalarından çıkmalarını emretti ve müstahkem mevki Subaylar Grubu Başkanı Kolağası Kiramettin Bey’in yüksek sesle “Yasin-i Şerif”okumasını söyledi. Kiramettin Bey’in yüksek sesle okumakta olduğu “Yasin” bitmek üzere iken Hasan Rıza Bey ruhunu teslim ederek şehit oldu. Yaralı olarak yedi saatten fazla yaşadı.Naaşı,31 Ocak 1913 Cuma günü düzenlenen ve binlerce insanın katıldığı merasim ile, İşkodra savunmasında şehit düşen subayların arasına, Paruça Camisi mezarlığına defnedildi.

BENZER HABERLER
YORUM YAPMAK İSTERMİSİNİZ?(Yorum Yok)

Diyar-i Türk
sosyalsosyalsosyalsosyalsosyalsosyal