Diyar-i Türk
Diyar-i Türk

Ada Türklerinin Son Limanı ÖZERSAY

Alaminyolu Hüseyin Usta ile terzi Sadiye Hanım’ın oğlu.Henüz altı aylık iken babası şehit oldu.Hayat belki de onun için biraz erken başladı.Çıraklıkta yaptı işçilikte,ancak eğitimini de hiç bir zaman ihmal etmedi.Üç KKTC cumhurbaşkanı ile dört Rum liderin karşısına oturdu.Son dönemde ise mevcut siyasi tablodan umudunu kesen Kıbrıs Türkleri için yeni bir umut ve ada’da sığınılacak bir […]

23 Kasım 2015 - 18:37 'de eklendi ve 276 kez görüntülendi. A+A-

Ada Türklerinin Son Limanı ÖZERSAY

10394610_10152666220012955_8032323194876905720_nAlaminyolu Hüseyin Usta ile terzi Sadiye Hanım’ın oğlu.Henüz altı aylık iken babası şehit oldu.Hayat belki de onun için biraz erken başladı.Çıraklıkta yaptı işçilikte,ancak eğitimini de hiç bir zaman ihmal etmedi.Üç KKTC cumhurbaşkanı ile dört Rum liderin karşısına oturdu.Son dönemde ise mevcut siyasi tablodan umudunu kesen Kıbrıs Türkleri için yeni bir umut ve ada’da sığınılacak bir liman olarak görülmeye başlandı.Geçtiğimiz aylarda yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi de bunun resmi ispatı gibiydi.Arkasında yılların köklü partilerinin olduğu güçlü adaylara karşı yarışa girdi.Belki ikinci tura kalamadı ancak aldığı % 21 oy ile “Artık ülke siyasetinde bende varım” dedi.

11160684_10152963451597955_2953654223454041137_nToplumun hemen her kesiminden destek görüyor.Kendisiyle birlikte haraket edenlerin arasında deneyimli isimler var olmakla birlikte,ağırlıklı olarak genç,eğitimli ve yeni yüzlerlerle yürüyor.O,bu günlerde ekibiyle birlikte yeni bir siyasi partinin hazırlıklarını yaparken,diğer yandan da devam eden Kıbrıs Müzakereleriyle ilgili “Bir Bilen” olarak görüşlerine başvurulan ilk isim olarakta dikkat çekiyor

 

Bahsettiğimiz isim Prof.Dr Kudret Özersay.Ada siyasetinin yeni yıldızı geçtiğimiz günlerde dünyanın önemli yayın organlarından Sputnik News’in sorularını yanıtladı,yeni parti ve Kırbıs Müzakereleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu

10887874_10152977152798522_378549544_nKIBRIS’IN KUZEYİNDE YENİ BİR BAŞROL OYUNCUSU

— Röportajımıza Kıbrıs’ın kuzeyinde sizin öncülüğünüzde kurulan yeni parti çalışmalarıyla başlamak istiyorum. Kurulum faaliyetleri hangi safhaya vardı? Ne türlü bir proje ile Kıbrıs Türk halkının karşısına çıkmaya hazırlanıyorsunuz?

Sizin de belirttiğiniz üzere kuruluş aşamasındayız. Belli başlı bazı temel unsurları bir araya getirmek lazım. Bunlardan bir tanesi kadrodur. Bir diğeri de vizyondur. Ülkenin sorunları nasıl çözülecek? Vizyondan kastımız bu. Birinci aşamayı geçmiş durumdayız. Parti kurup kurmama noktasındaki kararsızlık aşıldı. Vizyon konusundaysa zaten cumhurbaşkanlığı sürecinde bir ortak vizyon ortaya çıkmaya başladı. Vizyonumuz ülke yönetimiyle ilgili olarak değerlerin erozyonuyla ilgili. Maalesef bizim memlekette siyasi partiler ideolojilerini parti tüzüklerine yazıp rafa kaldırıyorlar. Ama uygulama safhasında ideolojiler unutulmakta, değerler yozlaşmakta, yolsuzluk, partizanlık, kural uygulamamak, denetimsizlik gibi etmenler devreye giriyor ve sistem çöküntüye uğruyor. Bizim için yolsuzluğu yapan bir Solcu yolsuzluk yapan bir Sağcıdan farklı değildir. Bizim için aslolan hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verebilirlik, yolsuzluğa ve partizanlığa karşı mücadeledir.

10565016_10152669134862955_2988385394277167335_n— Hangi kulvarda boy göstereceksiniz? Solcu veya sağcı bir oluşumdan mı söz ediyoruz?

İyi yönetimi hedefleyen doğru yolu yürümeyi hedeflemekteyiz. Esas ihtiyacımız iyi yönetim ve çağdaş değerler. Her sorunla ilgili önerilerimiz olacak. Bugün dünyanın geldiği noktada farklı ideolojilerden insanlar ortak paydalarda buluşuyorlar. Bu ortak payda ülkenin iyi yönetilmesidir. Yeni siyasi oluşum farklı ideolojilere sahip insanların güçlü ittifakı olacak.

ADANIN KUZEYİNDE RADİKAL İNİSİYATİF GEREKSİNİMİ

10419427_10152589404077955_3174785053488208512_n— Sistemin revizyonundan mı bahsediyoruz yoksa projenizde daha radikal adımlar mı söz konusu? Daha açık sormak gerekirse Kıbrıs’ın kuzeyinde 1983’te tesis edilen yapının bazı gediklerinin kapatılmasından mı bahsediyoruz yoksa sizin önceliğiniz artık bu yapının sürdürülemez olduğundan hareket ederek projeler geliştirmek midir?

Niyetimiz makyaj değil. Sistemde ciddi sıkıntılar çöküntüler var. Risk almak durumundayız. Köklü değişikler yapmak gerekli. Bunu gerçekleştirmek için diğer seçimleri beklememeliyiz. Mesela eğitimde tam gün eğitime geçmeyi gündeme almak lazım. Sağlıkta hem kamuda hem özelde çalışmanın önüne geçip ama aynı zamanda kamudaki problemleri çözmeliyiz. Vergi konusunda herkesi kayıt altına almalıyız. Çalışma hayatında kurallar uygulanmalı, denetimler yapılmalıdır. Sosyal devlet anlayışını ve adaleti garanti altına almalıyız.

MÜZAKERELERE VE ÇÖZÜME TAM DESTEK

— Yeni siyasi oluşumun Kıbrıs Sorunundaki duruşu ne olacak. Daha provokatörce soracak olursam, Kıbrıs’ta birilerinin öne sürdüğü üzere Denktaş ekolünün yeni bir partisi mi kuruluyor?

28-ocak-1170x350Önyargılar üzerinden konuşmayı doğru bulmam. Yeni siyasi oluşum Kıbrıs Sorununda her iki tarafça da kabul edilen çözümü destekleyecektir. Cumhurbaşkanlığı sürecinde Kıbrıs Sorunu için bir vizyonu ortaya koydum ve bu vizyon toplum nezdinde büyük destek buldu. Nedir bu vizyon?

Madde 1: Yerleşmiş BM parametreleri temelinde, Kıbrıs Türk toplumun menfaatlerini koruyan ama Kıbrıs Rum tarafının da kendisini kaybeden unsur olarak görmeyeceği bir anlaşmayı destekleyeceğiz. Madde 2: BM parametreleri çerçevesinde devam ettiği sürece müzakere sürecini de destekliyoruz. Madde 3: Bu süreçte çok sesliliğin önemine inanıyoruz. Madde 4. Güven arttırıcı önlemleri destekliyoruz. Ve daha ileri son bir nokta: Kendi içimizdeki sorunların hallolması için Kıbrıs Sorununun çözümünü beklemeyeceğiz. Son olarak şunu ifade etmek isterim ki bu yeni siyasi oluşum çözüm bulunduktan sonra bu anlaşmanın yaşaması için elinden geleni yapacaktır.

10896834_10152759210422955_8752809773651773245_n‘ANKARA-KIBRIS TÜRK TARAFI İLİŞKİLERİ SAĞLIKLI DEĞİL’

— Kurulacak olan yeni oluşum ile ilgili sohbetimizi sonlandırmadan evvel yeni partinin Ankara-Kıbrıs Türk toplumu ilişkileri temelindeki çizgisini size sormak isterim.

Bugün ilişkiler sağlıklı bir zemine oturmuyor. Bu durumun değişmesi için kendimizi iyi yönetmemiz lazım. İkinci nokta olarak da şunu belirtmek isterim. Siz kendinizi iyi yönetemezseniz birileri gelir bu boşluğu doldurur. Müzakere masasında savunduğumuz değerler sadece ara bölgede kalmamalı. Bu değerler Türkiye ile olan ilişkilerimizi de belirlemeli. Örneğin şu anda kuzeyde Türkiye’den gelecek olan suyun dağıtımı ile ilgili bir münakaşa söz konusu var. Bu sıkıntı iyi yönetimin söz konusu olmadığı için gündeme geldi. Neden bu kadar zaman boyunca bir plan geliştirmedik? Görüldüğü gibi iyi yönetim olmadığında iradeniz elinizden gider.

‘İKİ LİDERİN ORTAK VİZYONU YOK’

— Sizinle en son röportajı cumhurbaşkanlığı sarayında gerçekleştirmiştik. O günkü sohbetimiz sonrasında seçim süreci yaşandı ve bugünlere geldik. Birilerine göre yeni süreçte Kıbrıs’ta yeni bir çözüm momentumu söz konusu. Siz Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Anastasiadis altını çize çize Sayın Akıncı ile ortak bir vizyona sahip olduğunu ileri sürüyor. Bu Rum kamuoyunun süreci desteklemesi için iyi bir strateji olabilir. Buna itirazım yok.

ozersay-eroglu— Anastasiadis sizin imzalamış olduğunuz Şubat 2014 belgesini ortak zemin olarak görüyor.

Evet, o zeminde hareket ediyor. Ama son günlerde Sayın Anastasiadis bu ortak temelinde bazı yeni olguları ön plana taşıyor. Diyor ki serbest dolaşımı ve serbest yerleşimi hedefliyorum ve 4 temel özgürlüğü savunuyorum. Bunlar ortak açıklamanın çerçevesinin dışında olan unsurlardır. Ortak açıklama net biçimde iki kesimliliği kayıt altına almaktadır. 750 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararına göre iki kesimliliği ve siyasi eşitliği tanımlamıştır. Genel Sekreter bu kararla diyor ki her toplum kendi federe ya da kurucu devletini yönetecek, her toplum kendi federe ya da kurucu devletinde sarih mal ve nüfus çoğunluğuna sahip olacak. Bu karar müzakereye açık mıdır? Açıktır ama şöyle: Sen %90 çoğunluktan bahsederken ben %70 çoğunluktan bahsedebilirim. Bu yüzdeliği oturup pazarlık edebiliriz. Annan Planı da benzer unsurları içermekteydi. Sayın Anastasiadis Amerika’da yaptığı konuşmada serbest dolaşım ve yerleşim hakkında değiniyor. Ben de diyorum ki Sayın Anastasiadis serbest yerleşimi talep edemez. Çünkü bu istemle iki kesimlilik örtüşmez.

— Daha basite indirgeyecek olursak, siz şunu soruyorsunuz: Kuzeyde Rumlar çoğunlukta olursa nasıl bir kuzey Türk kurucu devletinden bahsedeceğiz?

Evet. Bu durumda nasıl siyasi eşitlikten bahsedebiliriz ki? Anastasiadis şunu diyebilir: ‘Ben kuzeye yerleşecek olan Rumların sayısını elimden geldiğince arttırmak isterim’. Bu bir müzakeredir. Ama serbest yerleşim iki kesimliliği ortada kaldırır. Sayın Anastasiadis Amerika’daki son konuşmasıyla ortak açıklamanın dışına çıkmaktadır. Rum toplumunu kazanmak için böyle bir açıklama yapıyorsa, şimdilik bu işin getirisi olabilir. Ancak, uzun vadede çok ciddi bir hayal kırıklığı ortaya çıkacaktır. Başa dönecek olursak, ortak vizyon temelinde, Sayın Akıncı ‘biz iki kesimliliği savunuyoruz’ demektedir. Ama realite bunu göstermemektedir. Vizyonlar örtüşmüyor. İki liderler arasındaki iyi diyalog müzakere masasındaki konuyu fazla değiştirmez.

‘GARANTİLER ANTLAŞMASI FESDEHİLEMEZ’

— İki lider arasında mesafenin açıldığı bir diğer konu da garantiler meselesi. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda şu soruyu soruyorum: Sayın Anastasiadis tutarlı mı davranıyor? Kendisi uluslararası toplumla konuşurken Annan Planı’nı desteklediğini söylüyor. Annan Planı ile garanti antlaşması devam edecekti. Mutatis mutandis olarak yeni duruma uyulmuş biçimde devam edecekti. Yeni süreçte toplumda farklı bir beklenti var diye Anastasiadis farklı mı konuşuyor? Müzakere anı geldiğinde garanti anlaşmasının değiştirilmesi tartışılabilir. Ama bu konuyu kırmızı çizgi haline getiremezsiniz. Kıbrıs Türk tarafı bunu kabul etmez. Yoksa müzakerelerde sorumluluğu Türkiye’ye yüklemek için garanti meselesini bir bahaneye mi dönüştürüyoruz? Kanımca, garantiler meselesinde, adada kurulacak olan ortaklıkla Türkiye arasında bir garanti olmazsa Kıbrıs için tehlike daha büyük olacaktır. Çünkü bu durumda ilişkiyi düzenleyen bir kıstas söz konusu değildir. Ama garanti anlaşması ikili ilişkiyi düzenler. Ne zaman neyi yapacağını, neyi yapamayacağını kayıt altına alır.

ANASTASİADİS’E TEPKİ

— Anladığım kadarıyla Anastasiadis’in BM Genel Kurul konuşması sizin tepkinizi çekmiş durumda.

Kendisi kazananların ve kaybedenlerin olmayacağı bir anlaşmadan bahsediyor. Ama öne sürdükleri Kıbrıslı Türkleri kaybedenler safına itiyor. Garanti olmayacak, dört özgürlük olacak, AB müktesebatı geçerli olacak diyor. Halbuki bu son konuda da, imzasını koyduğu anlaşma AB ilkelerinden bahsediyor. AB müktesebatı, binlerce sayfalık başka bir şeydir. AB temel ilkeleriyse başka bir şeydir. Çözüm AB ilkelerine dayanırken, müktesebata birebir uymayabilir. Çünkü Kıbrıs’ın özel bir durumu var. Serbest yerleşim kısıtlanabilir. Finlandiya’nın Aland Adaları’nda olduğu gibi. Malta’da taşınmaz mal satışının kısıtlandığı gibi.

‘AB VEYA NATO KIBRIS’IN GARANTÖRÜ OLAMAZ’

— Anastasiadis gibi Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias da geçen gün ‘işgal ordusu adadan gitmeli’ çıkışında bulundu. Ama buna karşın Rum toplumunda konuyla ilgili farklı görüşler de dillendirilmekte. Mesala AB’nin ve NATO’nun adada bir çeşit garantörlük vazifesi üstlenmesi fikri gibi. Siz bu projelere nasıl yaklaşıyorsunuz?

Bunlar gerçekçi öneriler değil. 90’larda Bosna’yı yaşadık. Ertesinde Rusya-Gürcistan uyumsuzluğunu gördük. Filistin’i gördük. Dünyanın belli başlı aktörleri arasında uyumsuzluk varsa bir bölgeyi dünyanın kara deliği haline getirebilirler. Buna Suriye’de tanık oluyoruz. Mülteci meselesiyle baş edemeyen AB Kıbrıs’ta neyi güvence altına alacak? AB bizlere doğrudan ticaret, mali yardım sözlerini verdi. Ama bu sözlerini tutmadı. AB Kıbrıslı Türklere güven aşılamıyor. AB Kıbrıslı Türklerin güvenlik ihtiyacını karşılayamaz. Aynı şekilde NATO da karşılayamaz.

— Anladığım kadarıyla Kıbrıs Rum-Britanya hükümetleri arasında birkaç gün önce yapılan temaslar konusunda da sizlerin garanti meselesi ekseninde bazı çekinceleri söz konusu.

Bu temaslardan sonra Rum sözcü İngilizlerin pozisyonunu kamuoyuna anlattı. Diyor ki ‘İngilizler garanti anlaşmasının devamından yana olmadığını söylediler’. Niçin? İngilizlerin ağzı yok mu? Burada bir algı yaratma faaliyeti ve gerçekle illüzyon arasında makasın açılması durumu söz konusu.

MÜLKİYET KONUSUNDA İKİ TARAF ARASINDAKİ MAKAS

— Garanti meselesi gibi mülkiyet meselesinde de bir makas söz konusu. Öyle değil mi?

Başta mülkiyet meselesinde sarf edilen cümleler piyasamızda büyük dalgalanmalara neden oldu. Ciddi yan hasarlarla karşı karşıya kaldık. Toplumda güvensizlik yaratıldı. Bu konu iyi yönetilmedi. Mülkiyeti diğer konulardan ayırırsanız, yorumlara açık bir açıklama yaparsınız çok ciddi bir risk almış olursunuz.
— Bu konuda sadece Anastasiadis’i suçlayamayız. Kıbrıs Türk liderliğinin de bu noktada gedikleri söz konusu.

Rum tarafını suçlamıyorum. Genel anlamda sıkıntılar var.

— Akıncı liderliğinin büyük sıkıntıları var mülkiyet meselesinde…

Her iki tarafında sıkıntıları var. Süreç iyi yönetilemedi. Muğlak metinler bizleri büyük problemlere götürüyor. Örneğin mülkiyette ‘mevcut kullanıcı’ denildi ama Rumlar ve Türkler bu terimi farklı yorumladı. Müzakereciler terimden başka şeyler anladılar. Buna rağmen konuştuklarını bir kağıda döküp ‘anlaştık’ dediler. Anlaşmadığımız şeyi anlaştık diye gösterirsek yeni bazı sorunların tohumlarını atmış oluruz.

foto-5-715x477‘KIBRIS TÜRK TARAFI OLUŞTURUCU VİLAYETİ KABUL ETMEZ’

— Az evvel ‘ortak zemin’ terimini kullandınız. Bendenizse ‘iki tarafça farklı yorumlanan zemin’ ifadesini daha doğru buluyorum. Örneğin ‘constituent state’ Rum tarafınca ‘oluşturucu vilayet’ olarak yorumlanırken Türk tarafında ‘kurucu devlet’ olarak ele alınıyor. Arada çok büyük bir fark yok mu? Kıbrıs Türk tarafı ‘oluşturucu vilayet’i kabul edebilir mi?

Vilayet gibi bir kavramdan hareket edilirse, Kıbrıs Türk tarafının bunu kabul edebileceğini düşünmüyorum. Bu sorunu aşabilmek için kelimeler üzerinden oyun oynamaktansa içeriği konuşmak önemli.

— İsterseniz bu konuyu biraz açalım.

Örnek vereyim. Bu devletler nasıl kurulacak? Bu iki devlet anlaşma mı yapacak? İki devlet arasındaki bir anlaşma mı olacak? Rum tarafı haklı olarak ‘bu parametrelerin dışında’ diyebilir. Zaten yeni devletin referandumlarla kurulacağını karara bağlamış durumdayız. Diğer yandan, bu devletlerin içeride yetkisi ne olacak? Rumlar bazı yetkiler kurucu devletlere verilecek diğerleri federasyonda olacak derse Türk tarafı haklı olarak ‘sen parametrelerin dışındasın’ diyebilir. Çünkü artık yetkiler(residual powers) kurucu devletlerdedir. Bazı yetkiler federal devlete verilirken geriye kalan tüm yetkiler kurucu devletlere aittir. Ortak açıklama bunu kayıt altına alıyor. Ayrıca, dışarıda bu kurucu devletler hangi yetkileri kullanacak? Mesela sınırlı anlaşma yetkisi olacak mı? Sınırlı uluslararası temsiliyet olacak mı? Örneğin Belçika ve Almanya örneklerinde görüldüğü gibi… Bence bu konularda yapıcı muğlaklık tehlikelidir. Belki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı ile ilgili teorik bir konuda yapıcı muğlaklık yardımcı olabilir.

— Yapıcı muğlaklık söz konusu olursa anlaşma olsa bile bu anlaşma yürümez diyorsunuz. Aynen 1960’da olduğu gibi.

Evet. Anlaşma sağlansa bile bu anlaşmanın geleceği olmaz.

ANASTASİADİS’İN ÖNCELİĞİ ANLAŞMA DEĞİL

— Mülakatımızı sonlandırırken Kıbrıs’ın doğalgaz rezervleri ilgili gelişmeleri kısaca irdelemenizi isteyeceğim.

Dün BM Genel Kurulu’nda Anastasiadis ‘bizim devletin egemen haklarını kullanmasını tehdit eden yaklaşımlar tekrarlanmadığı ve Akıncı seçildiği için müzakereler başladı’ diyor. Ne demek bu? Navtex yenilenmedi diye müzakereler yeniden başladı demek istiyor.

— Yani daha basite indirgeyecek olursak Türkiye gemilerini çekti diye müzakereler başladı demek istiyor.

10398028_10152636023612955_8656051644236716502_nAslında gemilerini çeken Türkiye değil. Kıbrıs Türk tarafı kendi adına yapılan araştırmalardan bir anlamda vazgeçti. Bir anlamda bu faaliyeti askıya aldı. Rum tarafı da çalışmalarını bir nevi askıya aldı. Üstü kapalı bir uzlaşma elde edildi.

— İki taraflı bir anlaşmadan bahsediyoruz.

Evet, iki taraflı bir anlaşma. Ama aradan kısa bir süre geçtikten sonra, biz müzakerelere yoğunlaşırken, Rum tarafı İsrail’le, Mısır’la ve Yunanistan’la görüşmeye başladı. Araştırmalar devam edildi. Yeni sismik araştırmalar kararı alındı. Bu noktada şunu soruyorum: Bizim Kıbrıs’taki birinci önceliğimiz çözüm mü? Şayet önceliğimiz çözümse sadece bir tarafın araştırmalarını askıya almasıyla bu süreç yürümez. Kıbrıs Rum liderliği toplumuna ‘sorun çözülmezse yeni tehlikelerle karşı karşıya kalacağız’ mesajını vermesi lazım.

KIBRIS’TAKİ RİSK

— Riskli bir durumdan bahsediyoruz. Öyle değil mi? Türkiye ilelebet ‘bekleme’ durumunda kalmayabilir.

Tabii ki riskli bir durumdan bahsediyoruz. Açık konuşacak olursak Kıbrıs Rum tarafı bu çalışmalarını ileriye götürerek iki tane şey söylüyor: Birinci olarak ‘benim önceliğim çözüm değildir’ diyor bize. Mesela Kıbrıs Türk tarafı ‘2020’ye dek KKTC’nin tanınması için Türkiye ile anlaşma imzalıyoruz’ dese Rumlar sormaz mı: Hani biz anlaşma yapıyorduk? Bu durumda Rumlar bizim iyi niyetimizi sorgulamaz mı? İkinci olarak Kıbrıs Türk tarafının doğalgaz konusunda kendi çalışmalarını yapmasının zemini hazırlanıyor.

‘RUSYA, BM PARAMETRELERİNE SAHİP ÇIKMALI’

— Biz çetrefilli Kıbrıs Sorununu tartışırken Doğu Akdeniz’de ABD’nin, AB’nin yanı sıra yeni bir aktör donanmasıyla, diplomasisi ve ekonomisiyle ‘ben bu bölgede varım’ diyor. Doğu Akdeniz’e geri dönen Rusya’nın Kıbrıs’a olumlu katkılarda bulunabileceğini düşünüyor musunuz?

Son zamanlarda Kıbrıs sorunu için ‘bütün yıldızlar çözüm için birleşti’ söylemi dillendiriliyor. Ama realiteye baktığımızda büyük güçlerin gündeminde Kıbrıs’ı göremiyorum. Uluslararası güçler Kıbrıs Sorununa bir ‘acil sorun’ olarak yaklaşmıyor. Ayrıca, Ukrayna’da, Rusya-Avrupa sınırlarında, Suriye’de, Libya’da bu meşhur yıldızların darmadağın söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu yıldızlar aynı yöne doğru gitmiyor. Gitmesini ister miyim? Tabii ki. Ama şu anda bir akademisyen olarak böylesi bir durumdan bahsedemem. Kıbrıs Sorunu özelinde Rusya taraflardan bir tanesini diğerine göre daha çok desteklerse yaradan çok zararı dokunur. BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak Rusya BM parametrelerine sahip çıkmalı. (Sputnik News)

Peki kimdir Kudret Özersay?

İsterseniz kendi ağzından dinleyelim;

 

11266704_10153084837682955_6389584602491216309_n1973 yılında Larnaka’ya bağlı Alaminyo köyünde doğdum. Alaminyolu Hüseyin Usta ile terzi Sadiye Hanım’ın oğluyum. Babamın 1974 yılında şehit olması ertesinde kuzeye göç ettik ve Lefkoşa’da Yenişehir bölgesine yerleştik.

Çocukluğum hem Lefkoşa’da hem de ailemin yaşadığı Değirmenlik ve Geçitkale köylerinde geçti. İlkokulu Yenişehir İlkokulu ile Şehit Ertuğrul İlkokulu’nda, ortaokulu Şehit Hüseyin Ruso Ortaokulu’nda okudum. İlkokuldan itibaren önce dülger, sonra da fotoğrafçı yanında çıraklık yaptım. Eğitimime devam ederken Kooperatif Süt fabrikası’nda işçi olarak da çalıştım.

1991 yılında Lefkoşa Türk Lisesi’nden mezun oldum ve üniversite eğitimim için Ankara’ya gittim. 1995 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden (Mülkiye’den) Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldum. 1997 yılında Bosna Hersek’te savaş sonrası seçimlerin demokratik olabilmesi için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü’nde çalıştım.

Aynı üniversitede 1998 yılında Türk Boğazlarından geçiş hakkı konusunda master; 2002 yılında da 1959-1960 Kıbrıs Antlaşmaları konusunda doktora yaptım. Master ve doktora çalışmalarım sırasında aldığım burslarla İngiltere’de Londra Üniversitesi Hukuki Çalışmalar Enstitüsü’nde araştırmalar yaptım. 2008 yılında kazandığım bir bursla İngiltere’de Oxford Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bir dönem görev yaptım.

1996-2002 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde akademisyen (araştırma görevlisi) olarak çalıştım.

2003 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi-akademisyen olarak çalışmaya başladım. Bir dönem bu bölümün başkanlığını da yürüttüm.

2002 yılında Kıbrıs’a geldim ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın müzakere heyetinde müzakerelere katıldım. Daha sonra ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın müzakere heyetinde yer aldım ve son olarak da üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun müzakere heyetinde önce Özel Temsilci ardından da Kıbrıs Türk tarafının Müzakerecisi olarak görev yaptım.

12 yıllık müzakere görevim sırasında üç farklı KKTC Cumhurbaşkanı, dört farklı Kıbrıs Rum lideri (Klerides; Papadopulos, Hristofyas ve Anastasiades) ve iki farklı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (Kofi Annan ve Ban Ki Moon) ile aynı müzakere masasında bulundum. Görevim sırasında Londra, Atina, Moskova, New York, Washington, Brüksel, Paris ve Berlin gibi dünya merkezlerinde Kıbrıslı Türkler adına diplomatik girişimler yaptım, Kıbrıs Türk tarafını temsil ettim.

Halen Doğu Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde uluslararası hukuk, hukuka giriş, müzakere ve arabuluculuk, dünya politikası gibi dersler vermekteyim ve doçent olarak sözleşmeli statüde çalışmaktayım. Bugüne değin yayınlanmış üç kitabım, yurt dışında yayınlanmış çok sayıda makalem vardır. Yurt dışında deniz hukuku, doğal gaz, Kıbrıs sorunu, uluslararası hukuk gibi konularda düzenlenen çok sayıda uluslararası konferansa konuşmacı olarak katıldım.

İnsan hakları konusunda çalışmalar yürüten Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı’nın ve temiz toplum, temiz siyaset ve kendi irademize dayalı bir gelecek için yolsuzluk, yozlaşma ve hukuksuzluklara karşı mücadele eden Toparlanıyoruz Hareketi’nin (Temiz Toplum Derneği) kurucu üyesiyim.

Bir tiyatro sanatçısı ve şair olan Aliye Ummanel ile evliyim ve Lefkoşa’da yaşıyoruz.

 

 

Etiketler :
a44cf29e-5690-4826-95db-a5ada6b1a411
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
“Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım!” “Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım...

Alaminyolu Hüseyin Usta ile terzi Sadiye Hanım’ın oğlu.Henüz altı aylık iken babası şehit oldu.Hayat belki de onun için biraz erken baş...

Kosovalı kadınlar TİKA ile şifa dağıtıyor Kosovalı kadınlar TİKA ile şifa dağıtıyo...

Alaminyolu Hüseyin Usta ile terzi Sadiye Hanım’ın oğlu.Henüz altı aylık iken babası şehit oldu.Hayat belki de onun için biraz erken baş...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’da...

Alaminyolu Hüseyin Usta ile terzi Sadiye Hanım’ın oğlu.Henüz altı aylık iken babası şehit oldu.Hayat belki de onun için biraz erken baş...

Türk Milletvekili Meclis Başkan Yardımcısı Seçildi Türk Milletvekili Meclis Başkan Yardımcı...

Alaminyolu Hüseyin Usta ile terzi Sadiye Hanım’ın oğlu.Henüz altı aylık iken babası şehit oldu.Hayat belki de onun için biraz erken baş...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)

SON EKLENEN HABERLER
Mahir Amcan, Sencar kankan ve sen o gece neredeydiniz? Mahir Amcan, Sencar kanka...

Geçtiğimiz aylarda, Türkiye-Kosova ilişkilerini geren bir ge...

Ankara’dan abim gelmiş Komrat’ta bir bayram havası! Ankara’dan abim gel...

Bir söz vardır; “Devletlerarası ilişkilerde duygusallık olma...

Gökoğuz diyarında ağlatan sahneler..! Gökoğuz diyarında ağlatan...

Resmî ziyareti dolayısıyla Moldova’da bulunan Cumhurbaşkanı ...

“Gagauzya’nın Moldova’yla ilişkilerimizde özel bir konumu vardır” “Gagauzya’nın Moldova’yla...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, temaslarda bulunmak üzer...

Başarılı diplomattan duygulandıran makale Başarılı diplomattan duyg...

Yaklaşık üç yıldır, Türkiye Cumhuriyeti Priştine Büyükelçisi...

“Ben bir Türk Dünyası vatandaşıyım!” “Ben bir Türk Dünya...

En son onun sesini TRT ekranlarındaki, “Ömür dediğin” progra...

Devlet kuran son Türk’e veda Devlet kuran son TürkR...

Uzun süredir rahatsız olan ve tedavisi evinde süren, Gagauz ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kırgızistan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Kır...

Kırgızistan’a düzenlediği resmi ziyaret kapsamında başkent B...

Türk vekiller kelle aldı! Türk vekiller kelle aldı!...

 “ Türkiye ve Sırbistan, tam olarak 600 yıl Arnavut hal...

KİŞİNEV’E DENEYİMLİ BÜYÜKELÇİ KİŞİNEV’E DENEYİMLİ...

Hulusi Kılıç’ın emekli olmasının ardından bir süredir boş ol...

Foto Galeri
Türkiye HABERLERİ
Video Galeri